müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2014 Cuma

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya- Sakıp Sabancı Müzesi'nde


2014 yılı Polonya-Türkiye diplomatik ve kültürel ilişkilerinin 600. yıl dönümü olarak kutlanıyor. Dile kolay 600 yıl!! işte bu kadar zamandır ticaret ve eğitim gibi bir çok konuda yakın ama mesafede uzak iki komşu olmuşuz Polonya'yla. 

Bu yıl dönümü sebebiyle hem Polonya'da hem de Türkiye'de yürütülen kültür programı çerçevesinde önümüzdeki günlerde ve yıl sonuna kadar İstanbul, Mardin, Bursa, İzmir ve Ankara'da gerçekleşecek olan bazı faaliyetleri araştırdım, bulabildiklerim şöyle oldu;
  • Sakıp Sabancı Müzesi'nde, 8 Mayıs- 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında Polonya'nın dünyaca ünlü yönetmenlerine ait "film gösterileri", 
  • "Polonya'da Ses Manzaraları" başlığı altında dört günlük İTÜ'de gerçekleşecek performanslar, 
  • 7 Mart-15 Haziran 2014 tarihleri arasında Sabancı Müzesinde gösterilecek olan "Uzak Komşu Yakın Anılar" sergisi, 
  • 2 Mayıs- 5 Haziran 2014 tarihleri arasında  Kuad Galerisinde "Kopuşlar ve Kavuşmalar" adlı karma sergi,
  • İstanbul Tanpınar Edebiyet Ödülleri kapsamında yine Polonyalı yazarlarla çeşitli okul ve Atatürk Kütüphanesinde "söyleşi ve atölye",
  • "Polonya afişleri" Galeri Salt Beyoğlu ve Ankara Bilkent Üniversitesi'nde sergileniyor
  • Bursa Sanayi Müzesi'nde 10 Mayıs 2014 tarihinde "Türk Örgüler- Varşova Güzel Sanatlar Üniversitesinin Kumaşları" adı altında bir proje gerçekleştiriliyor.
Bunlar ve benzeri diğer etkinlikleri, aşağıdaki linki tıklayarak daha detaylı bulabilirsiniz; 
Müzedeki döküm at heykellerinden bir tanesi ve manzaraya bakış

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), eski adıyla "Atlı Köşk" olarak bilinen ve Emirgan'da yer alan Sakıp Sabancı Üniversitesi'ne ait bir müzedir. Uluslararası geçici sergileri, örnek eğitim programları, yapılan çeşitli konser ve seminerleri ile çok yönlü bir müzecilik anlayışında olan müzenin İstanbul'a başka bir tat getirmiş olduğunu buradan ifade etmek isterim.
Tatilde çocuklarla gidilecek yerler listeme Sakıp Sabancı Müzesi'nide almıştım. 23 Nisan ve TEOG sınavları sebebiyle hafta içinde dört günlük bir ara bulduk!! (Bu tabi gidilecek yerlere olan araç ve insan trafiğini azaltan güzel bir etmen oldu.)

Bursa'da dokunmuş ve Polonya'ya gönderilmiş duvar halısı
SSM'de sürekli olan bazı sergilerin yanı sıra Polonya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkileri tarihsel sırayla konu alan ve bunun çeşitli alanlardaki etkilerini gösteren "Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya" sergisini çocuklarım ve arkadaş ailelerle beraber gezdik. 
Açıkçası bu kadar yakın ilişkilerde olduğumuzu farkında olmayan, ama Polonezköy'e de gidip gelen, ben, müze sayesinde iki apayrı kültürün barış içerisinde uzun yıllar yaşamış olduklarını anladım. Askeri çatışmalardan uzak gelişen toplumsal etkileşimin, hem ticaret hem eğitim ve hem de kültüre olan etkisini müzede sergilenen birçok şeyde görebiliyorsunuz. Buna en çarpıcı örnek, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Polonyalı rahipler için Bursa'da hazırlanan kolsuz ayin cüppeleri. O kadar güzel hazırlanmış nakşedilmişler ki...paha biçilmezler..

Bursa'da dokunmuş ve Polonyalı rahipler için hazırlanmış ayin cüppeleri

Ve ilişkiler konusunda başka çarpıcı örnekte buradan zamanında gelin almışız mesela, nasıl mı?
Muhteşem Yüzyılı seyreden kaç kişiyiz? Hürrem Sultanı merakla takip edenler kaç kişi? Peki aklımızda canlandırdığımız Hürrem nasıl?
Bütün bunları neden mi soruyorum? Ben gördüm!!! Hem de SSM'de büyük bir tablosu var. Hürrem Sultan'ın anladığım kadarıyla geldiği soyun Lehlerden olduğu düşünülüyor. O sebeple Polonya ilişkileri kapsamında ona ait bir tablo sergide yerini almış. Merak edenler için işte size bu tablonun fotoğrafı ;)) Artık yorumlarda sizden olsun lütfen......(Laf aramızda bende hayal kırıklığı oldu, ama vayyy vay demedim değil hani)

Hürrem Sultan
Müzenin girişinde sağda açık bir seminer alanı var. Burada filmler seyrediliyor. Çocuklarla beraber Polonya'nın nasıl kurulduğu, tarih boyunca nasıl geliştiği, savaşlarla nasıl değişiklikler yaşadığı ve ekonomik büyümeyle modern Polonya'ya dönüşünü destansı bir şekilde anlatan çizgi filmi seyrettik. Böylece çocuklar müzede neyi gezeceklerini aşağı yukarı anlamış oldular.

Duvar halıları
Rahip pelerinleri
Gezimizin ardından, müzenin bahçesine çıktığımızda muhteşem boğaz manzarası bizleri karşıladı. Öylesine güzel bir botanik bahçe ki.... Her yerde farklı ağaç ve çiçekler mevcut. En önemlisi bunların çoğunluğunun önünde bilgilerinin olmaları. Çocuklarla beraber bu yazıları da okumayı ihmal etmedik. (Çoğunluğu Latince lütfen okutun, iyi pratik sağlıyor ;) )

Burada uluslararası sergilenen koleksiyonlar dışında mobilya ve dekoratif eserler koleksiyonunu, at heykellerini ve ilgi duyarsanız hat ve kitap sanatına dair belgeleri inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Anish Kapoor İstanbul'da, Geçmişten Günümüze Yelpaze, Empresyonizmin yaratıcısı Monet, Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde Rembrandt ve Çağdaşları, Heykelin büyük ustası Rodin, Abidin Dino ve başka birçok ünlü sanatçıya ait eserlerde burada belirli dönem aralıklarında sergilenmiş. Bunlardan bazılarını gidip ziyaret etme şansım olmuştu. Yazıma birkaç fotoğrafı da o sergilerden ekliyorum.

Anish Kapoor'dan

Anish Kapoor'dan duvardaki yarık

Anish Kapoor
Annenin gözünden Sakıp Sabancı Müzesi ile ilgili notlar;
  • Mutlaka çocuklarla gidin. Girişte 14 yaşa kadar olan çocuklara refakat eden kişiden de ücret alınmıyor!
  • Bebekli ve pusetli anneler sizde gezebilirsiniz. Müzenin içinde asansör var. Ancak müzenin bahçesinden yukarıya çıkış için biraz yokuşlu bir yolu takip edeceksiniz. (Ya da müzeye kestirme olan merdivenleri teker teker çıkmak lazım)
  • Çocuklar genel olarak sıkılmıyorlar ama oldu ya hani çocuk işte....Müzenin bahçesinde oynayabilir.Trafiğe kapalı.
  • Çocuklar için hafta içi ve sonunda eğitim atölyeleri mevcut. Bunlar için mutlaka önceden rezervasyon yaptırın, bunun için linki tıklayın ; http://muze.sabanciuniv.edu/tr/sayfa/egitim-programlari
  • Mutlaka içecek vb..yanınızda bulundurun.
  • Tuvalet var. Emzirme odası gibi bir yer yok. Bez değiştirme ünitesi bayanlar tuvaletinde mevcut.
  • Burada yemek alternatifi pek yok. Bir adet restoran var ama biraz pahalı kaçmışlar. 
  • Müzeden çıkışta sağ kolda güzel çay bahçeleri var, buraları tavsiye ederim. Şöyle manzaraya karşı çayınızı yudumlayıp soluklanırsınız. Çocukların yiyebileceği bir çok alternatif de mevcut. 
  • Unutmayın! Özel araçla Emirgan'a gelirseniz ya İsparklı yerlere ya da valelere aracınızı bırakın. Ara sokaklardan çekmiyorlar ama cadde üzerine bırakılmış tüm araçların çekildiğine şahit oldum ;)) Ayrıca müzenin sahilden girişte solda küçük bir otoparkı mevcut.

Hat Sanatları sergisinden
Ulaşım

Özel araç: Maslak yönünden gelirken İstinye'ye doğru dönün. Buradan itibaren 3 trafik ışığından ve Emirgan okunu da gördükten sonra sağdan sahil boyunca takip edin. Müzeyi sağınızda göreceksiniz.

Otopark: İçeriye arabayla girip, solda kalan otoparka rahatlıkla park edebilirsiniz. Yer bulamazsanız, sahil boyunca olan İsparkları da kullanabilirsiniz.

Toplu taşıma

Metro: İTÜ Ayazağa durağında indikten sonra Emirgan yönüne giden otobüs ve minibüslere binin. Emirgan durağında veya müzeye yakın bir yerde inin.

Otobüs:
Taksim, Kabataş, Beşiktaş ve Sarıyer yönünden binebileceğiniz otobüs no'ları;
42T Bahçeköy- Taksim
22RE FSM-Kabataş
22 İstinye-Kabataş
40T İstinye- Taksim
40 Rumelifeneri- Taksim
25E Sarıyer- Kabataş
40B Sarıyer- Beşiktaş

Vapur: Emirgan'a direk gelen bazı boğaz turları olduğu gibi, Anadolu yakasından Kabataş ya da Beşiktaş'a da geçip Emirgan'a giden otobüslere aktarma yaparak rahatlıkla müzeye ulaşabilirsiniz. Vapur seferleri için; http://sehirhatlari.com.tr/tr/seferler/cengelkoy-istinye-368.html linkini tıklayarak size uygun saat ve hattı bulabilirsiniz.

Hat Sanatları sergisinden

Ziyaret saatleri ve ücretler:

Salı, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar: 10:00-18:00
Çarşamba: 10:00-20:00
Pazar müze kapalı.

Tam bilet: 15 TL
İndirimli bilet: 8 TL
14 yaş ve altı çocuklarla refakatçi ücretsiz
60 yaş ve üzeri ücretsiz
Müze kart kullananlar ise indirimli bilet ücretinden (8 TL) giriş yapabilirler.

Adres: Sakıp Sabancı cad. No:42
            Emirgan/İstanbul

Tel:     212 277 2200

Anish Kapoor'dan ayna (ince gösteriyoooo ;))  )

..tamamı »

29 Ocak 2014 Çarşamba

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Pera Müzesi


Kültür sanat hizmeti veren tarz müzelerden "Pera Müzesini" ziyaret ettik. Tepebaşı'ndaki eski Bristol Otelinin dış görünümü restore edilerek yeniden içi müzeye uygun bir şekilde düzenlenmiş olan Suna ve İnan Kıraç Vakfı'na ait bu çağdaş atmosfere çocuklarımı iyi ki götürmüşüm. Özellikle 7 yaşındaki oğlumun çok ilgisini çekti. Kızımın ise girişte bulunan "piyanolu kafe!!"sinde içtiğimiz sıcak çikolata tabi kiii :))

Müzenin girişinde kafe, artshop (hediyelik eşya bölümüde diyebiliriz) ve bilet bölümü yer alıyor. Alt katta eğitim atölyeleri, toplantı salonları ve sinema salonları yer almakta. Sergiler genel olarak üst katlarda, asansörü kullanarak ya da merdivenlerden çıkarak diğer katlardaki sergileri gezebilirsiniz. (Asansörden neden bahsettim, pusetli anneler için. Alın alın bebişinizi rahat rahat gezinin heyoooo!!)




Oryantalist resim, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, Kütahya Çini ve Seramiklerine ait sergileri her zaman görebilirsiniz. Bunların yanında diğer katlarda dönemsel olarak farklı sanatçıların eserleride sergilenmektedir. (Pera Müzesine ait web sitesinin "ajanda" bölümünden bulup takip edilebilir). Bizim gezimiz esnasında Yıldız Moran'ın "Zamansız Fotoğrafları", Sophia Vari'nin "Heykelleri ve Resimleri" ile Osman Hamdi Bey'in ünlü resimleri (Kaplumbağa Terbiyecisi ve Pembe Şapkalı Kız gibi...) vardı.


Önümüzdeki 5 Şubat -20 Nisan 2014 tarihleri arasında "Picasso" (Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler) ve "Aurora" (Kuzey Ülkelerinden Çağdaş Cam Sanatı) sergilerini ziyaret edebilirsiniz.

Beyoğlu'nun bana göre çok özel bölümü olan Pera'nın o kendine has havasını burda yaşayabilirsiniz. Her gün için ayrı bir sanatsal etkinlik var. Bu sadece resim heykel değil,  bağımsız filmler, fotoğraf atölyeleri, klasik müzik dinletileri vb...ya da sanatsal etkinliğe katılmayın, pera ortamında arkadaş veya ailenizle sohbet edin, özel günlerinizi kutlayin.




Ziyaret ve bilet bilgileri

Müze Pazartesi günü kapalı.
Salı-Cts arası: 10:00- 18:00
Pazar: 12:00- 18:00 saatleri arasında açık.

Ücret
Tam: 10 TL
İndirimli: 5 TL (Öğrenci, öğretmen, emekliler)

Uzun Cuma denilen ayrı bir zamanda 18:00 - 22:00 arası sergi ücretsiiiiiz!!!

Nasıl gidilir?

Özel vasıta: Çevreyolundan Taksime ve ordan Tepebaşı'na inin. Odakule'nin karşısında bulunan otoparkı park edebilirsiniz.

Toplu taşıma: Metroyla Şişhanede inip, İstiklal Caddesinden Odakule'ye doğru yürüyebilirsiniz. Odakule'nin içinden geçip Meşrutiyet caddesine çıktığınızda müze solunuzda kalıyor.

Çocuklarınızı alarak gitmenizi tavsiye ederim. Neden? Onların yorulmayacağı ve zevk alacağı bir sergi. Hem ağaç yaşken eğilir demişler!! Ne kadar erken bu gibi sergilere katılırlarsa, hayata bakışları da o şekle açılmakta.


Müzede  şöyle bir program uyguladık. Tüm katları birer birer gezdik. Çocukların ilgilerini çeken bölümlerde hep beraber okuduk ve anladık. Sıkıldıkları bölümlerde gezmeleri için ısrar etmedim. (İsterseniz sesli rehber (kulaklık) alabilirsiniz, yada ayrıca rehber talep edebilirsiniz.) İlgi duyduklarını anladığım sergilerde, hatta oturup, bazı eserlerin önünde seyre daldık ;))
Unutmayın! Müzeye gitmeden bir gün önce arayıp çocuklar için atölye olup olmadığını öğrenebilirsiniz (Tel: 212 334 99 00). Malum yarıyıl tatili sebebiyle 4-6 ve 7-14 yaşlara yönelik çeşitli etkinlikler var.

Tabi en son olarak kafeye inip, sıcak çikolata ve hamburger keyfi yapmayı ihmal etmedik. Menüde her çeşit mevcut. Hamburger, çorba, çay, limonata..Ama İstiklal Caddesine yakın olduğunuz için birçok yerde yemeğinizi alabilirsiniz, alternatif çook ;))

Bugün müzede etkinlik olarak Azerbaycan'a ait bazı filmler var. (bilet fiyatı : 15 TL)

Bu gezimizde biz fotoğraf çekmedik, ama aklımızda yer edecek birçok siyah beyaz kareler yakaladık ;))

Bir sonraki yazıma kadar sevgiyle kalın...




..tamamı »

15 Aralık 2013 Pazar

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Hıdiv Kasrı




Bu hafta hep beraber evdeyiz. Kar sebebiyle gezemiyoruz :((
O yüzden size daha önce yapmış olduğumuz Hıdiv Kasrı gezimizden bahsetmeye karar verdim ;)

Burası neresidir?

Hıdiv Kasrı, İstanbul'un Beykoz ilçesinde Çubuklu sırtlarında bir yapıdır.
Kasrın girişine ulaştığınızda büyük bir bahçe sizi karşılar. Patikalarla, Boğaza doğru uzanan yeşilliğin içinde neler neler var..Çocuklar için oyun parkları, sincaplar, kuşlar, yürüyüş yolları, çay bahçeleri, botanik dükkanı, havuzlu çeşmeler....Tabi, birde buna İstinye koyunu olduğu gibi gören manzara eklenince kasırda gezmeye doyum olmuyor.



Bu güzelliklere, batılı mimari tarzda yapılmış olan Osmanlı kasrının gölgesi de eklenince bambaşka bir dünyanın kapıları açılmış gibi hissediyor insan. Kızım bi anda "Anne beni şövalye kurtarsın bu kuleden", oğlumda diğer yandan "Anne bak burada saat kulesi var galiba!! Ben oraya koşuyorum" diye sesleniyor. Tabi kızımda abisinin peşi sıra...Neyse ikisini de çocuk parkında kaydırakların yanında oynarken buluyorum. Burada çocuklar eğlenirken, bizde eşimle bir banka oturup, sohbet ediyoruz. Kasrın tarihçesini merak ettik. Hemen google'dan bir araştırma ve kısacası şöyle;


1907 yılında Mısır'ın son hıdivi (valisi manasında..) Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati'ye yaptırılmıştır. Dönemin mimari modasına uygun olarak "art nouveau" tarzındadır. Mimar bu görkemli kasra bir de İstanbul Boğazını gören kuleyi eklemiştir. Bu yapı sonra elden ele geçiyor. Hatta bir ara Turing İşletmeleri'nde otel olarak hizmet verdikten sonra 1996 yılında Beltur'un işletmeciliğiyle halka açık bir park anlayışına geçiliyor.( Bilgi, Hıdiv Kasrı Beltur'un sayfasından alınmıştır.)

Yeme - içme için neler var?

Çocuklar bolca oynadıktan sonra, tabi bu temiz Boğaz havasında acıkıyorlar. Açıkçası bizde bi çay olsaydı keşke derken, bahçenin içinde değişik noktalara yerleştirilmiş çay bahçelerinden bir tanesine yerleşiveriyoruz.
Menü biraz kısıtlı. Tost, hamburger, karışık meyve suları, limonatalar, çay ve kahve çeşitleri...Açık büfeden yararlanmak isterseniz ya da bebeğiniz için çorba gerekiyorsa binanın içindeki lokantaya geçmenizi tavsiye ederim. (Bu arada serpme kahvaltı 18,5 TL ve açık büfe kahvaltı ise 28,5 TL.)


Kasrın içini çocuklarla beraber geziyoruz, tabi amaç kuleye çıkmak. Ana girişin ortasında mermerden ihtişamlı bir çeşme yer alıyor. Tavan çatıya varıncaya kadar yükseliyor ve vitraylarla kaplı. Bu orta mekandan birkaç değişik salona giriş yapılıyor. Diğer kasırlardan farklı olarak bu kasırda diğer katlara çıkış için eski tarz bir asansör yer almakta. Ancak biz kullanamadık, kilitliydi. Üst katlara merdivenle çıktık ve eski odaları gezdik. Sonra kuleye çıkış yolu olan dar merdivene doğru ilerledik. Ancak burasıda kapalıydı, neden kapalı diye sorduğumuzda kulenin tadilatta olduğu söylendi :((( Üzüldüm, oğlum çok görmek istemişti ama nafile.
Kim bilir bu kuleden neler neler görülmüş, neler neler yazılmıştır...



Nasıl ulaşırım?

Beykoz istikametine giden İETT otobüslerine binip, Kanlıca durağında inin. Daha sonra yukarıya doğru 5-10 dakikalık bir yürüyüşle Hıdiv Kasrına ulaşabilirsiniz.
Özel araçla gidecekseniz, Beykoz istikametinde sahil yolundan devam edin, Kanlıca'ya vardığınızda Hıdiv Kasrı tabelalarını takip ederek ulaşabilirsiniz (TEM ya da Boğaz köprüsünden, Anadolu yakasına geçenler içinde aynı). (İspark mevcut).
Yeniköy'den Beykoz'a dolmuş tekneler var. Buradan Kanlıca'ya giden otobüslere de binebilirsiniz.
!!(Bazı zorunlu hallerde taksiye ihtiyaç duyulursa, girişteki güvenlik çağırabiliyor bilginize)

Önceden bilinmesi gerekenler (bence)

Gül bahçeleri, havuzlu bahçeler ve çiçeklerle bezeli bu kasrı bir de lale zamanı (Nisan- Mayıs aylarında) gezmeyi çok istiyorum.. Tabi bu da benim bir daha ziyaret etmem için güzel bir sebep olacaktır. Çünkü sadece lale olmayacak, erguvan ve mor salkımları da hep beraber görebileceğim. Eğer sizde o zamanlar giderseniz bir tavsiyem var, sakın özel ulaşımla gitmeyin. Çünkü bu dönemlerde İstanbul'daki bahçeler her yerden ziyaretçi akınına uğruyor, o yüzden planınızı ona göre yapmanızı tavsiye ederim ;))


Kasrı ziyarete çocuklarla geliyorsanız, hele bi de paten, scooter gibi tekerlekli araçları çok seviyorlarsa bunları mutlaka yanınızda getirin. Çünkü yürüyüş yolları küçük taşlı Arnavut kaldırımı değil, takılmadan rahat kullanabilirler. Bebekli anneler sizde pusetleri rahat kullanabilirsiniz :))

Yılın 365 günü açık ve giriş için herhangi bir bilet almıyoruz. Hediyelik eşya dükkanı yerine belediyenin işlettiği botanik dükkanı var. Özellikle lale zamanı buradan sizde soğan bulabilirsiniz.( Siyah lale soğanı bulur muyuz ne dersiniz?)  ;))

!! Oraya gitmeden önce sormak istedikleriniz varsa aşağıda yer alan telefon numaralarından ulaşabilirsiniz;
Tel: 216 413 9253
      216 413 9664
      216 425 0603

İşte böyleee..Bu mekan her şeyin biraz karışımı.. Biraz Osmanlı, biraz Batılı, biraz tarih, biraz yeni, biraz manzara, biraz temiz hava, biraz koşmaca, biraz keyiff efendim...
biraz görmeli....;))




..tamamı »

4 Aralık 2013 Çarşamba

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Rahmi Koç Müzesi


Geçen Perşembe buz gibi bir gündü. Ama ne güzel geçti... Evde durmadık, gezelim görelim dedik. Kendimizi Rahmi Koç Müzesinde bulduk. Oğlum Ege, arkadaşı Kaan ve annesi...

Burası neresidir?

İstanbul'da Haliç kıyısında yer alan tarihi birkaç binaya kurulmuş bir müzedir. Burada sergilenen o kadar çok şey var ki... Genel olarak ulaşım, iletişim ve endüstriyel gelişimle ilgili tarihe dair bir koleksiyon sergileniyor. Buharlı makinelerin nasıl çalıştığından gramofona, sinema makinelerinden denizaltıya, gemi ve araçlarından, lokomotiflere uzanan ve tarihe damga vurmuş birçok obje sunuluyor.


Müze üç ana bölümden ulaşıyor. (Girişte bilet alırken harita istemeyi unutmayın!)
  • Lengerhane Binası ( Bilimsel ve iletişim aletleri, buharlı makineler, denizcilik, matbaa, oyuncaklar, lokomotifler ve sinema bölümü yer alıyor bu binada)
  • Hasköy Tersanesi   ( Sualtı, otomobiller, zeytinyağı fabrikası, marangozhane, nostaljik dükkanlar, gemi makineleri, Atatürk koleksiyonu, eğitim atölyeleri, motosiklet ve bisikletler, kayıklar yer alıyor)
  • Açık hava sergileme alanı ( Uçaklar , denizaltı, itfaiye arabaları ve tramvayları yer alıyor)
müzenin küçük bir maketi


Sergiyi gezerken birçok makinenin nasıl çalıştığını gözlerinizle görecek ve tecrübe ederken adım adım anlatılan ışıklı şablonlardan bir fabrikanın içinde ne yapıldığını takip edebileceksiniz. Matbaa, fotoğraf, sinema ve lokomotiflerin nasıl çalıştığına dair tüm belge ve anlatımları görebileceksiniz.


Eskiden gittiğimiz Şifa eczanesinde ilaç şişelerinizi görecek, kunduracıdan ayakkabılarınızı alacak yandaki dükkanda ise sizi taş bebek bekleyecek.. Hatta isterseniz kendi Rahmi Koç paranızı bile basabileceksiniz. (Bizimkiler bayağı uğraştı basmak için ve güzel bir hatıra paraları oldu. (Not: 2 TL'dir.))

Cem Yılmaz'ın reklam filmi vardı ya hani "Git" isimli murat marka, onunla da nostaljik bir fotoyu kaçırmayın derim. Zaten o arabayı görünce çocuklar kendiliğinden fotoğrafımızı çekinnn diye ısrar ediyorlar..




Önceden bilinmesi gerekenler (bence)
Sadece müzeyi gezmekle kalmıyoruz burada. Ayrıca çocuklar  için deney yapabilecekleri ve incelerken öğrenme fırsatı veren eğitim atölyeleri de mevcut. (Mutlaka gitmeden önce arayın ve sorun)

İstanbul'un ilk gökevi Keşif Küresini de mutlaka görün. (Biletler yetişkin ve öğrenci 2 TL). Biz giremedik, çünkü hafta içi gruplara seans varmış. O yüzden hafta sonu gidin ve seanstan önce girişte isminizi yazdırın. Ayrıca 0-4 yaş grubu çocuklar katılamıyor :((
Hafta sonu etkinliği olarak Haliç boyunca nostaljik bir demiryolu seferi yapılıyor. Ücretsiz olan bu sefer için mutlaka gitmeden önce rezervasyon yaptırın.

Denizaltıyı gezebilmek için 9 yaş ve üstünü kabul ediyorlar. (Gişeden bilet almayı unutmayın. Yetişkinler:7 TL ve öğrenciler: 5 TL)

Yaz dönemi etkinliği altında atlı karınca  ve çocuk oyun alanı var. Hollanda yapımı buharlı römorkör ile hafta sonları, Kont Ostrorog Teknesi ile de hafta içi günlerde Haliç turları yapılıyormuş. (Bu etkinlikte biletli, unutmayın!!!) Yani yazın burayı tekrar ziyaret etmek için güzel bir sebep :))) ne güzel!!


Giriş ücretleri kadar?

Yetişkin:12,5 TL
Öğrenci : 6TL
(Grup indirimleri var.)

Yeme - içme için neler var
Bu kadar gezince çocuklarla tabi kurt gibi acıkıyorlar. Maalesef bu kadar güzel müzede çocuklara göre bir menü olmadığına kanaat getirdim!!

Genel olarak yetişkinlere göre özel menüler ve iş toplantılarına uygun menüler var. Bu sebeplerle yanınızda mutlaka sandviç ve içecek yada ne arzu ederseniz bulundurmanızı tavsiye ederim. Bizim yanımızda yoktu. Onun yerine müzeye çok yakın olan bir esnaf lokantası tarzında bir yer bulduk.

Lale Restoran.
Müzeden çıkınca sola dönün hemen ilerde içerde ama caddeden görebilirsiniz.

Kurt gibi acıkmış çocuklarımız için uygun bir yer olduğuna karar verdik. Öylede çıktı, yemekler lezzetli ve mekanda temizdi. Ayrıca fiyatları da gayet makul, tavsiye ederim.

Müze ne günler açık?

Pazartesi hariç her gün açık.
Hafta içi saatleri: 10.00-17.00
Hafta sonu saatleri:
1 Ekim-31 Mart arası 10.00- 18.00
1 Nisan-30 Eylül arası 10.00-20.00

Ulaşım nasıl?

Otobüsle hatlar 47, 36T, 47E, 47Ç, 54HT.(Eminönü ve Taksimden)

Minibüsle Şişhane - Alibeyköy hattı.

Vapurla: İDO şehir vapurlarıyla Haliç hattını kullanabilirsiniz.

Özel vasıta ile: Sütlüce oklarını takip edin İmrahor caddesince devam edin. Rahmi Koç Müzesi oklarıyla ulaşacaksınız.


Girişte biletlerin olduğu yerde küçük bir hediyelik eşya bölümü var.
Bizde anı olarak yanımız bol bol siyah beyaz kareler aldık, herkesin kendine kalan hediyeliği farklı...
Ama değdi...

Sizde Rahmi Koç Müzesini gezdiyseniz ve eklemek istediğiniz bilgi varsa bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

Başka bir yazıma kadar herkese sevgiler...

Adres: Piri Paşa Mh., Hasköy Cd No:5, Beyoğlu
Telefon: 212 369 66 00
..tamamı »

13 Kasım 2013 Çarşamba

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Miniatürk




Daha önceleri Miniatürk'e gitmek hiç aklıma gelmezdi.  Ben zaten İstanbul'dayım. Mutlaka bu güzel İstanbul eserlerinin önünden arkasından karşı yakasından birkaçını görüyorum, yada en azından ziyaret ediyorum derdim.

Geçen haftalarda oradaydım ve bu kadar zamandır nasıl böyle bir yeri çocuklarımla gezmemişim diye kendi kendime hayıflandım. Süper eğlendik, gezdik, dinlendik, oynadık, yedik içtik..Daha ne anlatayım bilmem ama durmayın çocuklarınızı ya da sadece kendinizi alın götürün bu mekana, kaçırmayın!!!

Kendine has masalsı bir yapısı var bu açıkhava müzesinin. Düşünsenize çocuklar için ne kadar büyük olan bu eserler kendi görüş hizalarına indirilmiş durumda. Zaten kızım Rumeli hisarını görünce "Anneee, benim şatoma geldik!!"diye bir ünledi heyecanla. O andan itibaren farklı bir dünyaya girdiğimizi anladım;))



Miniatürk her gün ve 09:00- 18:00 saatleri açık.

Buraya nasıl ulaşılır?

Arabayla gidecekler için; Sütlüce'ye geldikten sonra Miniatürk'ü gösteren tabelalar yol üzerinde var. Bunları takip ederek ulaşabilirsiniz. Ayrıca arabanızı park edebileceğiniz çok büyük bir otopark var, yer bulamama gibi bir derdiniz olamaz. (Pazar günü bile rahattı)
Toplu Taşıma Araçlarıyla; Taksim'den; 54 HT ( Hasköy / Taksim)
Mecidiyeköy ve Şişli'den; 54 HŞ ( Hasköy / Şişli )
Eminönü'nden; 47, 47 Ç, 47 E
Topkapı'dan; 41 ST ( Seyrantepe / Topkapı )
Ayrıca Seyrantepe / Topkapı minibüsleri

Artık ulaştıysanız Miniatürk'te uygulanan ücret fiyatlarıda şöyle aklınızda olsun;

• Tam bilet ücreti: 5 TL
• Öğrenci, Öğretmen, Polis ve Askeri Personel giriş ücreti: 3 TL
• Okul grupları (Okul öncesi dahil): 3 TL Veli: 5 TL
• 10 öğrenciye bir refakatçi öğretmen ücretsizdir.
• Yabancı uyruklu ziyaretçi giriş ücreti : 10 TL

(Burda sadece nakit ve kredi kartınızı geçerli bilginize..)


Artık içerdeyseniz sizde kendinizi bu masalsı ortama bırakın ve tadını çıkarın.. Bol bol fotoğraf çekin.(mutlaka fotoğraf makinesi olması gerekmez, siyah beyaz kareler kendi aklımızda yer alsın)


Her maketin önünde ilgili eserin bilgisini dinleyebileceğiniz cihaz yer almaktadır. Bu cihazlara size verilen kartı gösterdiğinizde çalışıyor. Tabi sonuna kadar dinlemek bana nasip olmadı, çocuklarla beraber olunca. Çünkü bambaşka bir eser onların ilgisini çekiyor ve oraya doğru yönlenip sorularını cevaplandırıyorsunuz.

Tabi yanınızdan bir de tren geçtiyse buna da binmenizi öneririm. Bu minyatür ekspres tren tüm gezi alanını dolaşıyor. Kişi başı 1 TL. Çocuklar buna bayılıyor!!



Böyle bir gezi bitince tabi acıkan karınlar olabilir. Çeşitli alternatifler mevcut. İsterseniz "Beltur Kafe/Restoran"da yemek yiyebilirsiniz. Daha çabuk ayaküstü olsun diyorsanız şişlere takılmış patates kızartmaları, haşlanmış mısırlar, şekerleme çikolata satan minik standlarda mevcut. Bunlardan alıp piknik masalarına yerleşebilirsiniz. Hemde çocuklarla açıkhavadan kopmazsınız. Piknik masalarının olduğu alanda gölet var ve çocukların 1 TL atarak uzaktan kumanda edebileceği tekneler var. Bu faaliyetten sizde yararlanabilirsiniz, ben çok keyif aldım teknemle gölette açılırken ;)) Boğaz Köprüsü maketinin bitiminde de bir büfe var, fakat biz gittiğimizde çalışmıyordu. Herkes masalarını dinlenmek için kullanıyor bilginize..

Maket, tren ve yemek faslı bittiyse şimdi eğlence zamanı.. Neler neler var bakın..  Küçük ziyaretçilerin ilgisini çekecek, Truva atı ve kale gibi oyun gruplarından oluşan oyun alanı, satranç, labirent (1 TL), masalcı ağaç (1 TL) ve miniland oyun alanı yer alıyor.

Ayrıca içeriye girerken gişedeki sorumluya günün etkinliği var mı diye sormayı unutmayın. Biz Mehter takımını seyrettik!! Muhteşemdi, çocuklar bayıldı. Biz büyük ziyaretçilerse zaten böyle tarihi bir ortamda o zamanlara gittik geldik.

Bebekleri ile gelecek olanlar hiç korkmasın, pusete atın bebişinizi ve rahatlıkla gezin. Her yere rahat girebileceksiniz, rahat yedirebileceksiniz..

Biz "flyride" deneyimini yaşamadık, vaktimizi daha çok oyun parkındaki kale, Truva atı ve labirentte geçirdiğimiz için. Bu nedenle bununla ilgili bir fikrim yok.  Ama çocuksuz veya daha büyük çocuklar mutlaka denesin. Helikopterle Türkiye ve İstanbul turu görmek isteyenler için birebir ve herkes memnun çıkıyordu içerden benden söylemesi..



Eee tabi burdan çıkarken evde sizden minik hediyelikler bekleyenler olabilir. Çıkışa yakın küçük bir hediyelik eşya dükkanı var. Eş, dost, akraba, minişler için birçok hatıralıklar yer almakta.

Yerli yabancı çocuklu çocuksuz tüm turistlerin İstanbul'da gezi için ilk durakları burası olmalı. Sadece İstanbul değil, tüm Türkiye'nin kısa sürede bir turunu burda deneyimliyorsunuz. Ülkemizin bilmediğiniz görmediğiniz yerlerinin nasıl olduğunu anlıyorsunuz.

Miniatürkle ilgili yazımda siz annelere çocuklarla nasıl bir günün sizi beklediğini anlatmaya çalıştım. Bu yazımın sizin için faydalı olacağını temenni ediyorum. Bir sonraki yazıma kadar herkese iyi günleeer dilerimm :)))
..tamamı »

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Back To Top