9 Mayıs 2014 Cuma

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya- Sakıp Sabancı Müzesi'nde


2014 yılı Polonya-Türkiye diplomatik ve kültürel ilişkilerinin 600. yıl dönümü olarak kutlanıyor. Dile kolay 600 yıl!! işte bu kadar zamandır ticaret ve eğitim gibi bir çok konuda yakın ama mesafede uzak iki komşu olmuşuz Polonya'yla. 

Bu yıl dönümü sebebiyle hem Polonya'da hem de Türkiye'de yürütülen kültür programı çerçevesinde önümüzdeki günlerde ve yıl sonuna kadar İstanbul, Mardin, Bursa, İzmir ve Ankara'da gerçekleşecek olan bazı faaliyetleri araştırdım, bulabildiklerim şöyle oldu;
  • Sakıp Sabancı Müzesi'nde, 8 Mayıs- 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında Polonya'nın dünyaca ünlü yönetmenlerine ait "film gösterileri", 
  • "Polonya'da Ses Manzaraları" başlığı altında dört günlük İTÜ'de gerçekleşecek performanslar, 
  • 7 Mart-15 Haziran 2014 tarihleri arasında Sabancı Müzesinde gösterilecek olan "Uzak Komşu Yakın Anılar" sergisi, 
  • 2 Mayıs- 5 Haziran 2014 tarihleri arasında  Kuad Galerisinde "Kopuşlar ve Kavuşmalar" adlı karma sergi,
  • İstanbul Tanpınar Edebiyet Ödülleri kapsamında yine Polonyalı yazarlarla çeşitli okul ve Atatürk Kütüphanesinde "söyleşi ve atölye",
  • "Polonya afişleri" Galeri Salt Beyoğlu ve Ankara Bilkent Üniversitesi'nde sergileniyor
  • Bursa Sanayi Müzesi'nde 10 Mayıs 2014 tarihinde "Türk Örgüler- Varşova Güzel Sanatlar Üniversitesinin Kumaşları" adı altında bir proje gerçekleştiriliyor.
Bunlar ve benzeri diğer etkinlikleri, aşağıdaki linki tıklayarak daha detaylı bulabilirsiniz; 
Müzedeki döküm at heykellerinden bir tanesi ve manzaraya bakış

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), eski adıyla "Atlı Köşk" olarak bilinen ve Emirgan'da yer alan Sakıp Sabancı Üniversitesi'ne ait bir müzedir. Uluslararası geçici sergileri, örnek eğitim programları, yapılan çeşitli konser ve seminerleri ile çok yönlü bir müzecilik anlayışında olan müzenin İstanbul'a başka bir tat getirmiş olduğunu buradan ifade etmek isterim.
Tatilde çocuklarla gidilecek yerler listeme Sakıp Sabancı Müzesi'nide almıştım. 23 Nisan ve TEOG sınavları sebebiyle hafta içinde dört günlük bir ara bulduk!! (Bu tabi gidilecek yerlere olan araç ve insan trafiğini azaltan güzel bir etmen oldu.)

Bursa'da dokunmuş ve Polonya'ya gönderilmiş duvar halısı
SSM'de sürekli olan bazı sergilerin yanı sıra Polonya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkileri tarihsel sırayla konu alan ve bunun çeşitli alanlardaki etkilerini gösteren "Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya" sergisini çocuklarım ve arkadaş ailelerle beraber gezdik. 
Açıkçası bu kadar yakın ilişkilerde olduğumuzu farkında olmayan, ama Polonezköy'e de gidip gelen, ben, müze sayesinde iki apayrı kültürün barış içerisinde uzun yıllar yaşamış olduklarını anladım. Askeri çatışmalardan uzak gelişen toplumsal etkileşimin, hem ticaret hem eğitim ve hem de kültüre olan etkisini müzede sergilenen birçok şeyde görebiliyorsunuz. Buna en çarpıcı örnek, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Polonyalı rahipler için Bursa'da hazırlanan kolsuz ayin cüppeleri. O kadar güzel hazırlanmış nakşedilmişler ki...paha biçilmezler..

Bursa'da dokunmuş ve Polonyalı rahipler için hazırlanmış ayin cüppeleri

Ve ilişkiler konusunda başka çarpıcı örnekte buradan zamanında gelin almışız mesela, nasıl mı?
Muhteşem Yüzyılı seyreden kaç kişiyiz? Hürrem Sultanı merakla takip edenler kaç kişi? Peki aklımızda canlandırdığımız Hürrem nasıl?
Bütün bunları neden mi soruyorum? Ben gördüm!!! Hem de SSM'de büyük bir tablosu var. Hürrem Sultan'ın anladığım kadarıyla geldiği soyun Lehlerden olduğu düşünülüyor. O sebeple Polonya ilişkileri kapsamında ona ait bir tablo sergide yerini almış. Merak edenler için işte size bu tablonun fotoğrafı ;)) Artık yorumlarda sizden olsun lütfen......(Laf aramızda bende hayal kırıklığı oldu, ama vayyy vay demedim değil hani)

Hürrem Sultan
Müzenin girişinde sağda açık bir seminer alanı var. Burada filmler seyrediliyor. Çocuklarla beraber Polonya'nın nasıl kurulduğu, tarih boyunca nasıl geliştiği, savaşlarla nasıl değişiklikler yaşadığı ve ekonomik büyümeyle modern Polonya'ya dönüşünü destansı bir şekilde anlatan çizgi filmi seyrettik. Böylece çocuklar müzede neyi gezeceklerini aşağı yukarı anlamış oldular.

Duvar halıları
Rahip pelerinleri
Gezimizin ardından, müzenin bahçesine çıktığımızda muhteşem boğaz manzarası bizleri karşıladı. Öylesine güzel bir botanik bahçe ki.... Her yerde farklı ağaç ve çiçekler mevcut. En önemlisi bunların çoğunluğunun önünde bilgilerinin olmaları. Çocuklarla beraber bu yazıları da okumayı ihmal etmedik. (Çoğunluğu Latince lütfen okutun, iyi pratik sağlıyor ;) )

Burada uluslararası sergilenen koleksiyonlar dışında mobilya ve dekoratif eserler koleksiyonunu, at heykellerini ve ilgi duyarsanız hat ve kitap sanatına dair belgeleri inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Anish Kapoor İstanbul'da, Geçmişten Günümüze Yelpaze, Empresyonizmin yaratıcısı Monet, Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde Rembrandt ve Çağdaşları, Heykelin büyük ustası Rodin, Abidin Dino ve başka birçok ünlü sanatçıya ait eserlerde burada belirli dönem aralıklarında sergilenmiş. Bunlardan bazılarını gidip ziyaret etme şansım olmuştu. Yazıma birkaç fotoğrafı da o sergilerden ekliyorum.

Anish Kapoor'dan

Anish Kapoor'dan duvardaki yarık

Anish Kapoor
Annenin gözünden Sakıp Sabancı Müzesi ile ilgili notlar;
  • Mutlaka çocuklarla gidin. Girişte 14 yaşa kadar olan çocuklara refakat eden kişiden de ücret alınmıyor!
  • Bebekli ve pusetli anneler sizde gezebilirsiniz. Müzenin içinde asansör var. Ancak müzenin bahçesinden yukarıya çıkış için biraz yokuşlu bir yolu takip edeceksiniz. (Ya da müzeye kestirme olan merdivenleri teker teker çıkmak lazım)
  • Çocuklar genel olarak sıkılmıyorlar ama oldu ya hani çocuk işte....Müzenin bahçesinde oynayabilir.Trafiğe kapalı.
  • Çocuklar için hafta içi ve sonunda eğitim atölyeleri mevcut. Bunlar için mutlaka önceden rezervasyon yaptırın, bunun için linki tıklayın ; http://muze.sabanciuniv.edu/tr/sayfa/egitim-programlari
  • Mutlaka içecek vb..yanınızda bulundurun.
  • Tuvalet var. Emzirme odası gibi bir yer yok. Bez değiştirme ünitesi bayanlar tuvaletinde mevcut.
  • Burada yemek alternatifi pek yok. Bir adet restoran var ama biraz pahalı kaçmışlar. 
  • Müzeden çıkışta sağ kolda güzel çay bahçeleri var, buraları tavsiye ederim. Şöyle manzaraya karşı çayınızı yudumlayıp soluklanırsınız. Çocukların yiyebileceği bir çok alternatif de mevcut. 
  • Unutmayın! Özel araçla Emirgan'a gelirseniz ya İsparklı yerlere ya da valelere aracınızı bırakın. Ara sokaklardan çekmiyorlar ama cadde üzerine bırakılmış tüm araçların çekildiğine şahit oldum ;)) Ayrıca müzenin sahilden girişte solda küçük bir otoparkı mevcut.

Hat Sanatları sergisinden
Ulaşım

Özel araç: Maslak yönünden gelirken İstinye'ye doğru dönün. Buradan itibaren 3 trafik ışığından ve Emirgan okunu da gördükten sonra sağdan sahil boyunca takip edin. Müzeyi sağınızda göreceksiniz.

Otopark: İçeriye arabayla girip, solda kalan otoparka rahatlıkla park edebilirsiniz. Yer bulamazsanız, sahil boyunca olan İsparkları da kullanabilirsiniz.

Toplu taşıma

Metro: İTÜ Ayazağa durağında indikten sonra Emirgan yönüne giden otobüs ve minibüslere binin. Emirgan durağında veya müzeye yakın bir yerde inin.

Otobüs:
Taksim, Kabataş, Beşiktaş ve Sarıyer yönünden binebileceğiniz otobüs no'ları;
42T Bahçeköy- Taksim
22RE FSM-Kabataş
22 İstinye-Kabataş
40T İstinye- Taksim
40 Rumelifeneri- Taksim
25E Sarıyer- Kabataş
40B Sarıyer- Beşiktaş

Vapur: Emirgan'a direk gelen bazı boğaz turları olduğu gibi, Anadolu yakasından Kabataş ya da Beşiktaş'a da geçip Emirgan'a giden otobüslere aktarma yaparak rahatlıkla müzeye ulaşabilirsiniz. Vapur seferleri için; http://sehirhatlari.com.tr/tr/seferler/cengelkoy-istinye-368.html linkini tıklayarak size uygun saat ve hattı bulabilirsiniz.

Hat Sanatları sergisinden

Ziyaret saatleri ve ücretler:

Salı, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar: 10:00-18:00
Çarşamba: 10:00-20:00
Pazar müze kapalı.

Tam bilet: 15 TL
İndirimli bilet: 8 TL
14 yaş ve altı çocuklarla refakatçi ücretsiz
60 yaş ve üzeri ücretsiz
Müze kart kullananlar ise indirimli bilet ücretinden (8 TL) giriş yapabilirler.

Adres: Sakıp Sabancı cad. No:42
            Emirgan/İstanbul

Tel:     212 277 2200

Anish Kapoor'dan ayna (ince gösteriyoooo ;))  )

..tamamı »

24 Nisan 2014 Perşembe

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
İstanbul Akvaryum



İstanbul'da tatilde çocuklarla gezilmesi gereken yerlerden biri de İstanbul Akvaryum. Yok, Florya Akvaryum mu demeliydim? Evet, burayı öylesine benimsemişiz ki... Nereye gidiyorsun diye soranlara " Hani şu Florya'daki yeni açılan akvaryum var ya oraya, Florya akvaryuma!!" demekten, ismi aramızda Florya Akvaryuma dönüşen yer...


deniz analarının dünyası
.
Peki neden görülmesi gerekiyor?

Ziyaretçiler, coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz'den Marmara Denizi'ne, Akdeniz'den Kızıldeniz'e, Panama Kanalı'ndan Pasifik Okyanusu'na uzanan 16 ayrı tema ve yağmur ormanlarını içeren güzergahta gördükleri canlıları, yaşadıkları doğal ortam koşullarına en yakın şekilde görüp inceleme ve bilgilenme fırsatına sahip olmakta. Birbirinden farklı 15 bin adet deniz ve kara canlısı İstanbul Akvaryumda yaşıyor. Aslında burayı gezerek, dünyanın diğer bölgelerindeki deniz yaşam koşullarını ve doğa şartlarına genel bir deneyimleme imkanına sahip oluyoruz. Eh böylece çocuklarımızın, temaların işaret ettiği coğrafyaları hayal ederek değil, görerek yaşayarak öğrenmelerini sağlıyor.

bilgi panosu

Süveyş Kanalı Maketi

Bir annenin gözünden Florya Akvaryum ile ilgili bilinmesi gerekenler ;))
  • Akvaryuma gitmeden önce telefon ile bilet alımı yapabilirsiniz. Hem çeşitli paket alternatiflerini telefonda sorarak öğrenebilirsiniz. Tel: 444 97 44. Bazen bilet gişesinde uzun kuyruklar oluyor, bunu da atlatmış olursunuz.
  • Girişte vestiyer bulunmaktadır.
  • Çeşitli etkinlikler var. 5D sinema ve aynalı labirent gibi çocuklarla girebileceğiniz aile faaliyetleri..Daha önceki deneyimlerime dayanarak 6 yaş ve üzeri çocuklarınıza tavsiye ediyorum.
  • Büyük bir alana kurulu akvaryum, 4 yaş ve küçük olanlar için uzun olabileceğinden pusetlerini yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim.
  • Gezi güzergahında canlılar ile ilgili bilmek istediklerinizi temaların önlerinde bulunan dokunmatik bilgisayarlardan kolaylıkla öğrenebilirsiniz.
  • Balık besleme saatlerini kaçırmamanızı öneririm. Genel olarak ya saat 11 gibi yada ana tankta 14:30 civarında bu etkinlik gerçekleşmektedir. Anonsları takip ederseniz mutlaka bir tanesini yakalarsınız.
  • Ziyaret parkurunda birkaç kafe ve birkaç restoran bulunmaktadır. Dilerseniz turunuza biraz ara verip, denize karşı kahvenizi (Robert's caffee, Funföndü, coffee corner..) yudumlayabilirsiniz ya da acıkan minikleri tercihinize göre doyurabilirsiniz. (Sütiş ve Kaşıbeyaz var.)
  • Tuvalet ve bebek bakım odaları birkaç yerde mevcut. (Krokiden bakabilirsiniz.)
  • Hediyelik eşya bölümü gerçekten çeşitli...
  • Anatankta, dalgıçların yaptığı faaliyetleri çocuklar mutlaka seyretmeli, zaten sizde bayılacaksınız.
  • İstanbul Akvaryum, Aqua Florya Alışveriş Merkezinin hemen yanında, hatta içinden bağlantısı var. Çocuklarla, İstanbul Akvaryumu gezdikten sonra AVM'yi de şöyle bir gezmenizi tavsiye ederim. Hatta birde üstüne sinema yapabilirsiniz.
  • Dalış yapmak isterseniz önceden rezervasyon yapınnn ;))

anatankta aç bir köpek balığı
anatankta dalgıçların aç olan köpekbalığını besleme çabaları
ağzına kadar sokulan balıkları yinede yemeyen köpekbalığı dikkat !!!
İstanbul Akvaryum, dünya denizlerini ayrı bölümlerde gerek bilgi, gerek maket, gerek fotoğraf ve bilimsel aletlerle destekleyerek ziyaretçilerin beğenisine sunmuş. Zehirli kurbağalar, kum köpekbalığı, kırmızı karınlı piranha, cüce timsah (zaten bunu görmek için gelmiş olan Ege'nin timsahı görünce verdiği ünlem "aaaa çekmiş mi bu timsah!!"), vatoz, imparator melek balığı, caretta caretta, benekli bahçe müreni, palyaço balığı, napolyon balığı gibi bir çok canlıyı da yakından inceleyebilirsiniz.

Gezi güzergahımızda Yağmur Ormanlarına geldik. Buradaki ortam birebir aynı, sürekli yoğun nemli (önce zor nefes alınıyor, alıştıktan sonra rahat) ve minik minik yağmur çiseleyen hava durumu. Çocuklar, böyle bir ortamda yaşamanın nasıl olduğunu daha iyi anlayabiliyorlar. (Evet ıslandık, ama sıcaktan hemen kuruduk.)

yağmur ormanları

nehir vatozu
cüce timsah :)
İstanbul Akvuryum'u çocuklarla gezerken, önümüze İstanbul- Yenikapı açıklarından çıkarılan batık gemi replikası çıktı.
Marmaray kazıları esnasında bununla ilgili haberleri duymuştum. Ancak çok detaylı bir bilgi medyada verilmemişti. Bu arkeolojik kalıntılar sebebiyle de Marmaray'da yapılacak bir durak inşa edilemedi diye hatırlıyorum.
Karşımda Doğu Roma'nın tarihine ışık tutan kurtarma kazıları ile ilgili fotoğraf ve bilgileri görünce çok sevindim:))
Yenikapı'da bulunan batık replikası
Büyüyen Roma İmparatorluğu'nun şehrine liman gerektiği yıllar..MS 379 lar...dile kolay bin yıllar öncesi... Bayrampaşa (Lykos) deresinin ağzına yaptırılan "Theodosius Limanı"...Yıllar geçtikçe, derenin getirdiği topraklarla küçülen liman küçük gemi ve teknelerin barınağı olmuş. İşte metro ve Marmaray'da tam bu bölgeye yapılacaktı. On birinci  yüzyıla kadar kullanılmaya devam etmiş olan bu tarihi limanın olduğu bölgede 35 tekne kalıntısı gün ışığına çıkarılmış!!! Bu kalıntılar "Arkeopark" projesinde değerlendirilmek üzere yerlerinden sökülmüşler.
Dünya literatüründe en geniş antik tekne koleksiyonlarından biri işte bu arkeolojik kazı çalışmaları sonucuymuş...Tabi, bu bulgular sayesinde o dönemlere ait gemi teknolojisi ile ilgili teknik bilgiler elde edilmiş...(Bilgi: Arkeoloji Müzesi websitesi)
Kim bilir, Marmara Denizini kazsan neler neler çıkar, M.Ö'lere gidilir diye tahmin yürütüyorum ;))

Yenikapı'daki batık teknenin replikası

Bu tarihi değeri büyük olan çalışmadan ayrıca birçok hayvan türüne ait kemikler de çıkarılmış. Bunlar İ.Ü. Veterinerlik Fakültesinde sergilenmekteymiş.
Kurtarma kazı çalışmalarının sonuçları, "Vehbi Koç Vakfı" ve "Arkeoloji Müzesi"'nin de ortak girişimiyle 25 Haziran 2013-25 Ocak 2014 tarihleri arasında Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmiş. (Kaçırmışım, giden var mı aranızda?)
Ben şimdilerde nerede sergilendiklerine dair somut bir şey bulamadım. Ancak, ilgili döneme ışık tutan tekne kalıntıları Yenikapı'da yapılacak kültür parkındaki müzede sergilenecekmiş. Burası açıldı mı duyan var mı? Bu bilgiyi de "Sabah Gazetesi"nin 17 Şubat 2011 tarihli haberinden paylaşıyorum.

Eh hal böyle olunca şimdilik İstanbul Akvaryuma giderek, o döneme ait olan bir teknenin birebir replikası ile idare edeceğiz, ne yapalım ;)) Meraklılarına duyurulur...



zehirli kurbağa
Adres: Şenlikköy Mah. Yeşilköy Halkalı cad.
            No: 93 Florya/ İstanbul

Telefon: 444 9744

Nasıl gidilir?

Özel Vasıta: Tem (E80) veya çevreyolunu (E5) takip ederek Yeşilköy ve sonra Florya'ya sahil yoluyla ulaşın. Çevresinde İBB Florya Tesisleri var. ( Akvaryum eski tren yoluna paralel sahil kıyısında.)
Toplu Taşıma: Lütfen linki tıklayın; http://www.istanbulakvaryum.com/tr/alternatif-ulasim
Otopark: Akvaryumun otoparkı olduğu gibi AVM'ninde ücretsiz otoparkı var. Ayrıca açık otoparklarda mevcut.



..tamamı »

12 Nisan 2014 Cumartesi

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Çocuklarla Lale Festivali



Ayşegül serisi kitaplarını hiç okudunuz mu?
Kaçımız bulunca hemen alıyoruz? İşte bende onlardanımm :)
Çocukken Ayşegül'ün maceraları için ne kadar çok harçlık biriktirdiğimi hatırlıyorumdaa...
Çarşıdaki kırtasiyeye annemle gidip, acaba bu sefer hangisini alsam diyerek, saatlerce zaman geçirdiğim anılarımmm...
İşte öyle alınmış bir Ayşegül kitabı, Çiçek Festivali hakkındaydı... Heyecanla okuduğum ve daha sonra elimden düşürmediğim bu kitabın resimleri hala kayıtta bende!!
Helikopter şeklinde çiçekler, japon bahçesi ve fenerlerini konu alan çiçekler, çaydanlık ve kahve fincanlarının çiçeklerle dekore edildiğini gösteren festival yürüyüşüne ait resimler... O çiçeklere saatlerce bakar, ben yapsam nasıl olurdu acaba, bizim şehrimizde de festival yapsalar ne kadar renkli olurdu diye iç geçirirdim. Şimdi bakın, artık şehirde çocuklarla gidilecek çiçek festivallerimiz var!!

Ayşegül Çiçek Festivali kitap kapağı 

Tarihimizde, bir döneme adını veren, mimariden edebiyata konu edilen, kilimlerde tablolarda motifleri olan, önceleri Orta Asya'da yetiştiği bilinen ve buradan Anadolu'ya getirilen, doğu mitolojisinde ayrı bir yeri olan LALE çiçeği... Mevlana'nın bile şiirlerine ilham veren bu çiçek İstanbul'un simgesi haline geldi. İlkbahar mevsiminde açan lale, Nisan geldiğinde, festival kapsamında şehir parklarında bizlerin seyrine sunulmaktadır. ( Gülhane Parkı, Emirgan Korusu, Yıldız Korusu, Beykoz Korusu, Göztepe Parkı, Büyük Çamlıca Korusu, Küçük Çamlıca Korusu, Fethipaşa Korusu, Hıdiv Çubuklu Korusu, Soğanlı Bitkiler Parkında bulabilirsiniz...)


Lalelerin arasından su fıskiyesi
Dünyanın göz bebeği olan şehrimizde, çocuklarla lale festivalini kutlamak, anneler için bulunmaz bir fırsat. İki çocukla en kolay ve en eğlenceli tur nasıl olurdu acaba?? diyerek bir plan yaptım. Çocuklarla gidilecek yer olarak "Emirgan Parkı"nı seçtik.
Sabah çok erken kalkıldı. Piknik yapmak için gerekli çay organizasyonu gerçekleştirildi. Hemen arabamıza atladık ve yola koyulduk. Pastaneden sıcak poğaça ve pizzalar alındı, kutu süt ve meyve suları da :)) bolca peçeteyle beraber tabiii..
Emirgan Parkının sahil tarafındaki koru girişinden içeriye girdik. Otoparka doğru yol alırken çocuklarımın; "Anne, bak laleleler her yerde ve rengarenk!
AAA lale nehrinde yüzen kuğuda varmış anneciğimm!!
Anne bak çiçeklerle neler yapmışlar, hadi burada inelim" diye ünleyen sesleri, arabanın dışındaki herkes tarafından duyulabiliyordu sanırım ;))
Arabayı park edip, dooğru bir piknik masası bulmaya koyulduk. Otoparka ve tuvalete bir miktar yakın olanı tercih ettim.
Kahvaltımız yapıldı, tuvaletler kullanıldı ve piknik çantalarımız tekrar arabaya konuldu. Şimdi sıra bütün parkı aşağı yukarı gezmeye gelmişti.

Çiçek notaları ile bezenmiş şelaleli piyano

Sarı köşkte rengarenk lale tarlası

Korunun içinde bulunan sarı, pembe ve beyaz köşkler hepsi birer gelin incisi gibi süzülüyorlar. Bütün bu renkli köşklerimiz, aynı "Hıdiv Kasrı"nda olduğu gibi batılı mimari tarz benimsenerek zamanında yaptırılmış. Bu köşklerin tarihinde de yine "Mısır Hıdiv"lerinin etkisi olduğunu söyleyebilirim. 1940 yıllarında dönemin İstanbul Belediye Başkanı olan "Lütfi Kırdar"'ın girişimiyle kamulaştırılıp, park şeklinde düzenlenerek halka açılmışlar.

lale bahçeleri

Şelaleli gölde kuğu

Öncelikli olarak Sarı Köşk'e yakın olan gölete doğru yola çıktık. Bu gölette kazlar, ördekler, beyaz kuğu ve siyah kuğu var. Kahvaltıdan arta kalan parçalar ile çocuklar ördekleri beslediler. Burada bir süre geçirdikten sonra daha yukarıda bulunan Beyaz Köşk'e doğru yola çıktık. Parkta festival kapsamında cam üflemeciliği ve resim üzerine sergiler olduğunu biliyordum. Beyaz Köşk'e yakın bir noktada olan bu alana ilerlerken, yolumuzun üzerindeki iki oyun parkına da ayrı ayrı ;)) uğradık. Bir tanesi daha küçük çocuklara göre olan kaydıraklı park, ve diğeri de biraz daha 6 yaş ve üzerine göre olan örümcek ağı şeklinde kurulmuş faaliyet alanıydı. Burada bayağı zaman hoplayıp zıpladıktan sonra, susayan miniklerimin ellerinden tutup doğru Beyaz Köşk'e ilerledim. Saat artık 12:30 civarlarıydı. Sergiyi susadıkları için atlayıp, köşkten su aldıktan sonra banklarda dinlenmeye karar verdik.

oyun parkı

Lale festivali sebebiyle çok dolu olan bu köşklerin içini gezme imkanı bulamadık. Zaten amacım, çocuklarımla lale ve çiçeklerle bezenmiş güzellikleri görmekti. Bu nedenle "lale nehrinde yüzen kuğuları", "çiçek notaları ile bezenmiş şelaleli piyanoyu", nota şeklindeki çiçekleri, şelaleli göleti, uçsuz bucaksız lale tarlaları içindeki yürüyüş yollarında koşmayı tercih ettik. Koruda kendimi, çocukluğumdaki gibi, Ayşegül'ün Çiçek Festivali kitabının içinde gibi hissettim. Bir farkla tabi ki, artık yetişkin bir çocuk olarak ;))
Öyleyse çocuklarımında böyle bir hatıraya sahip olmalarını sağlamak için bir kitap oluşturmaya karar verdim. Böylece bir yandan çiçekleri, bir yandan çocuklarımı ve buradaki huzuru fotoğraflamaya koyuldum....


oyun parkı

Emirgan Parkı ve Lale Festivali hakkında bir annenin gözünden notlar:
  • Lale Festivali, Emirgan Parkında 1 Nisan- 30 Nisan 2014 tarihleri arasında düzenleniyor. Programınızı bu tarihlere göre oluşturmanızı tavsiye ederim.
  • Piknik, yürüyüş, parklarda faaliyet, top, ip, bisiklet, scooter, kaykay gibi etkinlikler yapılabilir. Top, ip gibi faaliyetleri piknik masalarının olduğu noktalarda izin veriyorlar. Parkı korumak amacıyla her yerde yan gelip uzanmanıza izin vermiyorlar. Merak etmeyin, yine mangala izin yok ;)) Yanınızda yiyeceğinizi ve içeceğinizi götürüp masaları kullanabilirsiniz. 
  • Yürüyüş yapacaksanız ve 3 yaşında çocuğunuz varsa pusetsiz yola çıkmayın.
  • Çocuk parklarına ve otoparka yakın noktalarda tuvaletler mevcut. (Köşktekileri kullanmak zorunda kalmıyorsunuz) Ancak bu tuvaletlerde bebek alt değiştirme üniteleri yok. 
  • Beltur'un işlettiği köşklerde sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeklerinizi açık büfe ya da menüden beğenerek yapabilirsiniz.
  • Mutlaka rahat bir ayakkabı giyinin.
  • Emirgan hatırası köşesinde arkadaş, eş ve çocuklarınızla fotoğraf çekilin.
  • Lalelere hayran kalıp sonra da lale almadan eve dönmeyin ;)) Çiçek satış noktalarından temin edebilirsiniz.
  • Göletteki ördeklere vermek için ekmek gibi bir şeyler yanınızda bulundurun. Çocuklar bu tip faaliyetlerle çok ilgileniyorlar.
  • Mümkün olursa İsmail Acar'ın resim sergisini gezin.
  • Festivalde bir çok etkinlikler gerçekleştirilecek. Beyaz Köşk bahçesinde 6- 27 Nisan 2014 tarihleri arasında devam edecek olan bu faaliyetleri gün içinde 11.00- 20.00 saatleri arasında yakalayabilirsiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sayfasında bununla ilgili düzenlenmiş detaylı ve saati belirtilen bir program bulamadım. Ama ilginizi çekerse, http://www.ibb.gov.tr/sites/istanbuldalalezamani/Pages/FestivalProgrami.aspx., adresinden etkinliklerin neler olduğuna bakabilirsiniz. (Bu arada programı bulan olursa, bana mail yada yorum atarsa çok sevinirim).
  • Yürüyüş yollarının üzerinde bir çok noktada farklı farklı çocuk parkları mevcut. Çocuklar sadece buralarda bile yeterince eğlenip, lalelerin arasında zaman geçirebilirler.
  • Emirgan Parkı, lale festivali boyunca hafta sonlarında ağır bir ziyaretçi akınına uğruyor. Bu nedenle tavsiyem, hafta sonlarında gidecek olanlara; ya sabah çoook erken ya da öğleden sonra saatlerinde gitmeniz.

kırmızı lale tarlası

"Emirgan Parkı"na nasıl gidilir

Emirgan Parkı, Avrupa yakası Boğaz kıyısında yer alıp, İstinye ile Boyacıköy arasında Emirgan semtimizin sırtlarında uzanır.

Özel vasıta

Avrupa yakası Boğaz sahil yolundan Emirgan'a doğru ilerleyin. Sarı Köşk, Pembe Köşk veya Beyaz Köşk yazan tabelaları takip edin.

Otopark: İspark var. Her iki saate 5 TL ücret alınmaktadır.

Toplu taşıma

Metro ile Ayazağa İTÜ'de inin, minibüs ya da geçen otobüslere binin. ( Şoföre, Emirgan Parkına yakın bir yerde ineceğinizi mutlaka belirtin)

Otobüs no'ları

42T Bahçeköy- Taksim
22RE Fatih Sultan Mehmet- Kabataş
22 İstinye- Kabataş
40T İstinye- Taksim
40 Rumelifeneri- Taksim
25E Sarıyer- Kabataş
58A Poligon Mahallesi Reşitpaşa- Kabataş
40B Sarıyer- Beşiktaş

Vapur

Anadolu Yakası veya Avrupa yakasından da Emirgan'a, şehir hatları vapur seferleri kullanılarak ulaşılabilir.

Bu adresten sefer saatlerini öğrenebilirsiniz;  http://www.sehirhatlari.com.tr/tr/seferler/cengelkoy-istinye-368.html

Huzurla gölet kenarında bankta oturmak

Emirgan korusu, 9. Lale Festivali kapsamında İstanbul'da en çeşitli lale türüne ev sahipliği yapmaktadır. (211 çeşit varmış). Ben bunlardan herhalde 20-30 arası lalenin farklı olduğunu görebildim. Bakalım sizler kaç tane bulabileceksiniz ;)) Yorumlarınızı bekliyorummm, sevgiyle kalın...

Adres: Emirgan Mh. 34467, İstanbul
Tel:     212 277 5782

Lale nehrinde yüzen kuğu

..tamamı »

24 Mart 2014 Pazartesi

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Metro- Marmaray- Kadıköy hattında Fındıkkıran Balesi



Geçen Pazar üç aile ve çocuklarımızla beraber Kadıköy Süreyya Operası'na gittik. Çocuk balesi olarak Fındıkkıran sahne alacaktı. Hep beraber orada buluşmaya karar verdik.
Ben ve oğlum, Metro- Marmaray- Kadıköy hattını kullanarak gidelim dedik. Bale saat 12:00' daydı. Evden saat 10 gibi çıktık ve minibüsle Hacıosman metro durağına vardık.

Hacıosman Metro girişi

Metro kapısı üstünde yer alan durak levhası

Yenikapı metrosunda Marmaray'ı gösteren mavi oklar

Raylı sistemle Kadıköy'e ulaşım için M2 Yenikapı- Hacıosman hattını kullandık. İstasyona metro, her 5 dk. da bir uğruyor. Yaklaşık 30 dk gibi bir zamanda Yenikapı'ya vardık. Buradan, Marmaray'a nasıl aktarma yapacağımı düşünürken yerlerde bulunan mavi renkli yönlendirme oklarını takip ederek gişelerin önüne kadar geldik. Geçişimizi yaptıktan sonra yürüyen merdivenle perona indik. İki ayrı yöne istikamet var. Bir tanesi Anadolu yakası Ayrılık Çeşmesine geçiş, diğeri de Avrupa yakası sahilde yer alan Zeytinburnu-Kazlıçeşme'ye götüren hat.

Marmaray peronu 

Marmaray peronunda bir duvar paneli

Marmaray'da kapı üstünde yer alan durak levhası

Yedi dakikada bir gelen Marmaray ile Ayrılık Çeşmesine yolculuğumuz başladı. Sırasıyla; Sirkeci- Boğaz- Üsküdar duraklarını geçip Ayrılık Çeşmesine vardık.( 10 dakika gibi bir zamanda). Ayrılık Çeşmesinin çıkışı Tepe Nautilius ve arkasına çıkmaktadır.
Buradan sonra Kadıköy Bahariye caddesi, herkesin dediği gibi Boğa'nın oraya varmak gerekiyordu. Çeşitli alternatifler var. Marmaray'dan çıktıktan sonra taksi, otobüs veya dolmuşlara binebilirsiniz. Otobüs veya dolmuşta Kadıköy Boğaya ya da Bahariye Caddesine yakın bir noktaya gideceğim diye belirtirseniz, uygun olan bir vasıtaya binebilirsiniz.
Boğa'nın orada indik. Google maps vasıtasıyla Süreyya Operası'na 5 dakika mesafede olduğumuzu gördüm ve yürüyüşe başladık. Burada isterseniz esnafa da sorabilirsiniz, çok önemli bir nokta olduğu için herkes yerini biliyor. ( Evet, anladığınız gibi, teyit etmek için tekrar tekrar etraftan gelip geçene sordum ;)))  )

Süreyya Operası nostaljik bir bina. Süreyya İlmen (Paşa) tarafından 1924 yılında şehrin kültür hayatını çağdaşlaştırmak ve zenginleştirmek amacıyla müzik ve sahne sanatlarına uygun bir bina olarak yaptırılmıştır. Süreyya Paşa binanın estetik olması, tüm tiyatro ve opera ihtiyaçlarını karşılaması ve örnek olarak gösterilmesi için Avrupa ülkelerindeki opera binalarını gezer. Bu binalardan örnek alarak Süreyya Sineması ve Operasını yaptırır. O zamanlarda yeterli opera ve tiyatro sanatçısının olmaması ve tiyatrocuların kullanabileceği arka kulis odalarını tamamlayamamış olması sebebleriyle sadece sinema olarak hizmet verdi.


Süreyya Operası sahne ve koltuklar

Süreyya Operası girişi

Uzunca bir dönem sinema olarak kullanılan sonrada bakımsız ve harap bir halde bırakılan binayı, Kadıköy Belediyesi, Süreyya Paşanın anılarında not ettiği şekle uygun olarak restore ettirmiş. Şu anda belediye tarafından 49 yıllığına kiralanmış olan opera binası, 27 Ekim 2007 yılında kapılarını sanata ve sanatçıya bir kez daha açmıştır.
Tavan freskleri, duvarlardaki pano resimleri, figürlü rölyefler, yaldızlı kartonpiyerler, avizeler, kabartma heykellerle Avrupalı bir opera binası...Kadıköy Süreyya Operası....

İnanılmaz doluydu. Zaten internetten bileti zar zor yakalamıştı Makbule hanım. Bilet, satışa sunulduğu anda 10-15 dakika içinde bitmişti. 2.kat balkonda yerimizi aldık.
Ses düzeni, ışıklandırma ve havalandırma gerçekten başarılı bir şekilde yenilenmiş. Sahneyi balkondan rahatlıkla seyredebiliyorduk.
Yolda, Fındıkkıran balesinin hikayesini Ege'ye biraz anlatmıştım. Bale süresince hikayeyi çocuklara basit bir dille anlatan bir dede yer almıştı. Böylelikle 55 dakika civarında süren oyunu çocuklar hiç sıkılmadan rahat bir şekilde bale gösterisini takip edebildiler.

Fındıkkıran afiş
Fındıkkıran Balesi tüm oyuncularla

Fındıkkıran Balesinden bir sahne

Tabi yetişkin olarak bende çocukların bu kadar güzel dans etmesini seyretmekten büyük keyif aldım. Özellikle Prens ve Clara'nın beraber dünyanın diğer ülkelerine seyahat ettiklerini düşlediği sahnelerde üç küçük tibet kostümlü minik balerinlerin sergilemiş olduğu oyun beni çook etkiledi. Çok başarılı bir performans sergilediler.
Bu nostaljik ortamda dakikalar çabucak geçti ve oyunu beğeniyle alkışladık. Dışardaki beyaz merdivenlerde buluştuk. Buraya gelmişken "Sayla Mantı"da yemeğimizi yemesek olmazdı. Elbette cadde üzerinde yemek için birçok mekan yer alıyor. Ama benim tavsiyem burayı denemeniz. Menü de her şekilde biz annelere hitap ediyor. Son olarak aynı gün Moda "Ali Usta"da dondurma keyfi yapalım dedik, fakat ünlü dondurmacı tadilatta olunca :(( "Ab'bas'ta waffle" ile güne son noktayı koyduk ;))

Yenikapı Metrosu
Annelere notlar;
  • Metro ve Marmaray'ı pusetlerle rahatlıkla kulanın. Her yerde asansör var. Hatta güvenlik bile size yardımcı oluyor.
  • Ama bu hatları kullanırken yoğun saatleri tercih etmeyin lütfen, ayakta kalma olasılığınız olabilir. (Hafta içi sabah 07:00-10:00 arası ve akşam 17:00-20:00 arası)
  • Metro ve Marmaray için bozuk para bulundurmanızı tavsiye ederim. ( Bazen Jetonmatikler, 5TL ya da 10TL gibi banknotları kabul etmiyor) Toplu taşımalar için İstanbul kart edinmekte yarar var. Bu kart hem binişlerde, hem de aktarmalarda daha indirimli ücretten seyahat etmenizi sağlıyor. (Not: "Akbil"de aynı olanakları sağlıyor)
Yetişkinler:
Tek geçiş jetonlu: 3 TL
İstanbulkart/ Akbil :1,95 TL
Aktarma yaptığınızda : 1,40 TL (1-5 seferde)

Öğrenciler:
Tek geçiş jetonlu: 3 TL
İstanbulkart/ Akbil :1,00 TL
Aktarma yaptığınızda : 0,40 TL (1-5 seferde)
  • Çocukları tiyatroda yerlerine yerleştirdikten sonra operanın kafesinde bekleyebilirsiniz. 
  • Metro ve Marmaray'da istasyonların çıkışlarında tuvaletler var. Çocuklar için kullanılabilir, tabi zorunlu hallerde tercih etmekte yarar var.
  • Mümkünse operada yerinizi 1. balkon veya ana bölümden bulmaya çalışın. 2. balkonda fena değil, ama tam sahnenin karşısından bilet almakta yarar var.
  • Operadan çıkışta vaktiniz varsa, şöyle bir caddeyi dolaşın. 
  • Metro haritası linki: http://www.istanbul-ulasim.com.tr/media/8545/b_y_k_harita_metro-01.jpg
  • Marmaray haritası : http://www.marmaray.gov.tr/link/sefer/agharitasi/32
Moda'da ağaçlardaki süsler
Adres: Kadıköy Süreyya Operası
           Eyüp Merkez Mh. Bahariye Cd.
           No: 29, Kadıköy/ İstanbul

Telefon: ( 216) 346 1531 ( 3 hat)


..tamamı »

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Back To Top