16 Haziran 2014 Pazartesi

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Çocukla Roma'da Gezilecek Yerler- La Dolce Vita!!!!



Roma'nın etrafı surlar ile çevriliymiş çook eskiden..
Şehrin girişi için kapılar yapılmışş.
Havaalanından merkez Roma'ya girerken böyle bir kapıdan geçtik ve Roma İmparatorluğunun başkenti olan dünyaya doğru yolumuzu aldık. Tüm heybetiyle bizi karşılayan Collosseumm, antik şehrin haraberelerinin yanından hızlıca geçtik.
Taksi sürücümüz bayan, hızlı şöfor. Yoğun trafiğin ortasında süslü beyaz mermerden muhteşem at heykelleri ile Vittoriano'yu görünce heyecanla İtalyanca birşeyler anlatmaya çalışıyor...
Tabi benim aradığım 1960'lı yılların unutulmaz romantik film sahnelerinin çekildiği Roma (La Dolce Vita!!!)

Piazzo Venezia- Vittoriaono
Gün başladı, zamanımız kısıtlı. Hemen otelden ayrılıp, elimizde harita şehri tabanvay ile gezmeye başladık.
En sevdiğimiz..
Böylece turistlerin akın ettiği yerlerin dışında halkın içinde yaşama ve sohbet etme imkanı sağlıyor. Farklı olan bu kültürü görmemizi ve yaşamamızı sağlıyor.
Aklımın hep bir köşesinde takılı, Ege ve Ece... Burada olsalar nasıl yapardık, nerelere götürür ve ne yedirirdik diye diye gezindimm.
Böylece İtalyan çocuklarını ve turist ailelerin çocuklarını gözlemlemeye başladım.

çocuk giysisi satan bir dükkanın vitrini

Ve işte anne gözünden Roma notlarım şöyle;
ne diyebilirim bu kuşlar her yerde aynı ;))
  • Ne yedirebilirim diye çok düşünmeyin. Zaten her şeyi yadırgayacaklar. Makarnayı bileee... Çünkü onlar çocuk!!! 
  • Burada en sevdiğim aynı bizdeki gibi tezgahta satılan meyveler var. Onlardan alın. Her yerde çeşme var, buralarda yıkarsınız.
  • Pastahane, kafe gibi yerler var ara sokaklarda... Buralarda taze sıkılmış meyve suyu ve kruvasan yedirebilirsiniz.
  • Öğle ve akşam yemeklerinde balık, makarna ve margarita pizza kurtarıcınız olacak. Yine her yerde arabalarda satılan sandviçleri de öğün olarak alabilirsiniz.
  • Bebeğinizle gezecekseniz, meyve dediğim gibi her yerde var. Oteldeki kettle'da suyunuzu kaynatabilir ve termosa koyup, yanınızda mamayı taşıyabilirsiniz.
  • Çocuklara İtalyanların ilgisi çok. Onlardan yardım her zaman rica ederseniz, seve seve yapıyorlar.
  • Bebek pusetiyle dolaşmak gerekiyor. Ancak merdivenli ve çok taşlı yollar var. Pusetle dolaşmak size yük olabilir. Uyumak isteyen bebek uyuyamaz, hatta uyuyan kalkabilir...ufff!! Mümkünse bebeğinizi kendinize bağlayarak gezin. Ya da uyku saatlerinizde kendinizi bir kafeye atın ki o da sizde dinlenebilin. Çoğu görülecek yere bolca merdiven tırmanarak çıkıyorsunuz. O yüzden yanınıza hafifsiklet puset alın ;))
  • Çocuk büyük ve taşınmayacak durumdaysa hop on hop off otobüslerle gezin. Beğendiğiniz yerde inin ve orada gezinin. Genelde meydanlarda dolaşacağınız için, ki trafik kapalı oluyor, çocuklar her yerde rahat rahat koşabilir. Sizde bir yandan tarihi seyrederken hayatın akışını dinleyebilirsiniz.
  • Turist informasyon ya da küçük büfelerden roma pass alın. Roma combo pass ile hop on turlar ücretsiz ve iki müze girişi bedava. Otellerin hepsinde ve turist danışma merkezlerinde tarihi ve gezilmesi gereken yerleri gösteren harita var, ve bunlar ücretsiz. Otellerde çalışanlarda her konuda gönüllü yardımcı oluyorlar. Operaya ya da tiyatroya gitmek isterseniz bilet bile buluyorlar, aklınızda olsun ;))
  • Tuvaletler genel olarak temiz değil. Benim tavsiyem parklarda bezleri değiştirmeniz ve olmazsa olmaz boool ıslak mendil bulundurun. Çoğu yerde tuvalet bile yok.
  • Sokaklarda bolca musluğu olmayan çeşmeler göreceksiniz. Buralardan su doldurabilirsiniz, test ettim ;))
motosiklet veya bisiklet çokça kullanılıyor



Anne gözünden Roma'da çocuklarla gidilmesi gereken yerler;

Villa Borghese;

İspanyol medivenlerini çıkın. Buradan soldan yukarı yürümeye devam edin. Yolun sağında parkı göreceksiniz. Ağaçlarla kaplı düzgün yürüme yolları olan büyük bir park. Herşey de olduğu gibi kardinaller, parkın içinde yer alan heykel ve süs havuzları gibi birçok sanat eserini büyük ustalara yaptırmışlar. Çocuklar burada rahat eğlenebilirler. Onlarla bisiklet sürebilirsiniz (bisiklet kiralayabileceğiniz noktalar var), istediğiniz yerde çime yayılıp güneşin keyfini çıkarabilirsiniz. Çocuk oyun parklarında eğlenebilirler, paten yapabilir, sizde bu sırada onları oturup seyredebilirsiniz. Bu parkta bebek puseti ile rahat gezebilirsiniz. Birçok yerde bizdeki gibi gezer satıcılar var. Bunlardan alışveriş yapabilirsiniz. (Sandviç, su, meyve suyu, meyve, pamuk şekeri vs.. var) Parkın birkaç noktasında tuvalet varmış.

Borghese Parkı-
(Burası bir bakıma Central Park gibi bir yer )

Bütün ilkokul öğrencilerinin kapıda beklediği Roma'nın tek hayvanat bahçesi yine bu bölgede.  Bioparco, Avrupa'nın en eski hayvanat bahçesi. Borghese müzesinin biraz ilerisinde. Çocuklarla burayı gezmenizi tavsiye ederim.

Borghese parkı- Pincio bahçesinde bir süs çeşmesi
 (Hz. Musa'nın annesi tarafından Nil nehrine bırakılışı tasvir edilmiş)

Yine aynı bölgede Borghese Müzesini ziyaret edebilirsiniz. Eğer haftalar önceden rezervasyon yaptırmadıysanız, girişiniz zor. Ancak biz şöyle yaptık; Saat 5'e doğru müzede yoğunluk bitiyor. Bize çalışanlar tam saat 5'te gelmemizi çünkü iptallerin olabileceğini söylediler. Şansımıza bayağı iptal olmuştu. Müzeyi de bir saatte gezebiliyorsunuz. Harika bir yer tavsiye ederim.

Borghese parktan 

Museo Explora eski bir otobüs garının içindedir. Bu müzede çocuklar sanat, bilim ve doğa konularında keşifler yapıyorlar. Bebeklerden 12 Yaş çocuklara kadar grupları alıyorlar. Bu nedenle gitmeden önce web adresinden bir araştırma yapın, çünkü gün boyu değil zaman-bilet sistemine göre gezebiliyorsunuz.
Aynı parkın içinde olması avantaj. Çocukları  eğlenmeleri ve İtalyan çocuklarla interaktif olup farklı kültürleri algılamaları için bile buraya götürmeniz yeterli olacaktır.


Collesseum
Roma'nın olmazsa olmazı. Kapıda çocukla sıra beklememek adına Roma Pass'a ait müze girişinizi mutlaka buraya girişte kullanmanızı tavsiye ederim. Böylece 45 dakikaya varan sırayı beklemek zorunda kalmazsınız.(yoğun olmayan öğle saatinde bile, çocukla düşünemiyorum)

Colosseum
Vatikan

Mutlaka gitmeden 1 hafta önce internetten rezervasyon yapın. Tur almanızı tavsiye ederim. Böylece her resim, heykel veya odanın hikayesini öğrenmiş olursunuz. Burada yanınıza su vb. şeyleri alın. Çünkü içeride olmayacak.

Vatikan

Vatikan içindeki bahçe ve ölümsüzlüğün ifadesi ananas 

Trevi çeşmesi (Aşk çeşmesi) ve İspanyol merdivenleri

Roma'nın vazgeçilmez noktaları. Buralarda küçük dükkanlardan dilim pizza alın. Tabi dondurmayı da mutlaka tavsiye ederim. Her yerde tat aynı merak etmeyin. Sadece şu meşhur İtalyan pizzası farkına varmak için öğrendiğime göre Napoli'ye gitmek gerekiyormuş ;))

La Fontana di Trevi ya da Aşk Çeşmesi

Piazza di Spagna'da İspanyol Merdivenleri (maalesef üstteki kilise
ve buradaki ünlü karaya vurmuş tekne şeklindeki çeşme tadilatta. bu yüzden göremedik :(( )

Piazza Popolo

Meydanlar çocuklar için eğlenceli oluyor. Trafiğe kapalı olduğu için istedikleri gibi koşup eğlenebilirler. Burada yer alan ikiz kiliseleri gezin. Meydandaki çeşmede aslan başları üstüne çıkan çocukların fotolarını çekin ;))


Piazzo Popola

Piazza Navano

Burada da bırakın koşsunlar, müzisyenlerin eşliğinde dans bile eden minik çocuklar vardı. Ayrıca turistlerin olduğu yerde İtalyan sanatçılar birçok gösteri yapıyor. Çocuklarla seyretmek eğlenceli olacaktır.

bir balkon

Geceleri çıkmak isterseniz; Trevi Çeşmesinin orası Ortaköy tadında oluyor. Tabi çok kalabalık...Ama yine de çocuklarla dondurma keyfi yapabilirsiniz...

Piazza Navano
Roma açık hava müzesi gibi bir şehir. Her yer müze, kalıntı ve eserle dolu. Çocuklarla Roma'yı gezerken rahat olun. İtalya'nın tadını çıkarın. Dondurma yiyin, pastanelere girin, sıcak ekmek kokusunu hissedin, espresso keyfii, peynir kokuları... Bisiklete atlayın, tabanvay gezin, sohbet edin, bırakın çocuklar diğer kültürden çocuklarla oynasın... Çocuklarla müze gezmek imkansız mı diyorsunuz, gerek yok...zaten her yer müze ve sanat dolu... Oturun bir kafeye ve çocuklara İtalyanlar gibi hayatın keyfini çıkartmayı gösterin...

La Dolce Vita çocuklarrr !!!

Popola Meydanındaki şehir surlarından dışarıya çıkan arabalar




..tamamı »

10 Haziran 2014 Salı

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Çocukla Maşukiye ' de Piknik



Güzel sıcacık yaz günleri geliyor. Çocuklar yaz tatiline girmek için sabırsızlanıyorlar. Planları listeliyorlar karşımda...
Tabi gel gör ki İstanbul'da çocuklarla yazın o nemli sıcak havasında gezmek zor olabiliyor. Bir de piknik yapmak istiyorsa minikler, yandık... Ama alternatif buldum, herkese tavsiye edebileceğim. Arabayla İstanbul'a 1 saat uzaklıkta Sapanca- Maşukiye'de...
Maşukiye Mahmudiye deresine doğru çıkan yolun üzerinde birçok piknik-restaurant alanları bulunmakta. Otobandan çıkıp soldan derenin yoluna dönünce yeşilikler ile çevrelendik. Birde yanımızdan geçen derenin güzelliği de eklenince çocuklar "hadi piknik alanına gidelim çabukk" demeye başladılar.
Biz yolun sonuna doğru olan Yayla Alabalık Tesislerinde durduk. Hemen arabadan inip gezelim, beğenirsek kalalım diye düşündük.


Tesiste yeşillik ve ağaçların altında her yerde piknik masaları vardı. Birde bunların yanından geçen buz gibi derenin sesi ve serinliği de cabası. Bize iyi gelince burada kalmayı tercih ettik. Masaları birleştirdik. Sabah kahvaltısı ile başladık yorgunluğu atmaya...
Tabi çocuklar rahat rahat top oynamaya koşturmaya başladılar. İlerideki çocuk parkında da salıncaklar, kaydıraklar ve köprüler...Derenin üzerinde yüzen ördeklere kalan ekmekleri attık, balıklarda tabi onlarla beraber nasiplerini aldılar. Hatta bazı balıklar o kadar büyük ki (damızlık alabalıklar) ekmekleri zıplayarak alınca, kızımın üstü bir güzel ıslandı. Ohhh :))


Öğle vaktine doğru çocukları da alıp, derenin kenarındaki patikayı takip ederek yürüyüşe (trekkinge ;)) ) başladık. Yol bazı yerlerde kıvrılıp derenin içine doğru bükülüyor. Bu noktalarda taşların üstüne çıkıp dereden su içip serinledik. Daha ileriye devam ettikçe orman daha da sıklaşıyor. Ama güzel ve çocukla bir noktaya kadar gidilebilecek patika yolu var. Ayrıca su savaşı yapmakta onlara iyi geliyor...Belirli bir noktadan sonra yürüyüş hafif zorlayabiliyor çocukları, ama yeşile bürünmüş bu dünyadan ayrılmayıp sessizliği takip etmek isteyenler dağın üstlerine doğru devam edebilirler ;))
Büyük çocuklara da karting alanları var. Ya da ATV'lerle safari yaptırıyorlar.


Çocuklarla gezerken, tesisin alabalık üretim havuzlarına sahip olduğunu gördük. Alabalık için siparişinizi verdiğinizde sarı çizmeli elinde uzun bir balık kepçesi olan adam havuzun kenarlarından ilerleyip, size taze taze balık yakalıyor. Bu nedenle balığı burada gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. ( Menü isterseniz, balık dışında köfte, et ve tavuk ve çorba çeşitlerini de bulabilirsiniz. )
Bütün gün topun peşinde, parkta, yürüyüşte ve hayvanları beslemeyle geçiren çocuklarımız, dönüş yolunda arabada yorgunluktan sızdılar. Temiz havada onlara o kadar iyi geldi ki, eve döndüğümüzde fıstıklar hala uyuyorlardı.
Ehh yoğun bir günün sonunda bizde bir yorgunluk kahvesini hak ettik değil mi ;))


Annenin gözünden Maşukiye Yayla Alabalık Tesisleri notlarım;
  • Şehir sıcakken, burası derenin serinliği ve yeşillikler sayesinde 5-6 derece daha soğuk olabiliyor. Havanın durumuna göre bir kat daha hırka almak gerekir.
  • Çocuklar için mutlaka yanınızda yedek kıyafet bulundurun. Hatta terlik yada ayakkabı da alın. Islanması halinde yedeğe ihtiyaç duyuluyor.
  • Tuvaletler temiz. Zaten su bol, sürekli temizleniyor. Emzirme odası yok.
  • Yanınıza top, ip hatta hamak bile alarak gidebilirsiniz. Bulunduğunuz alanda ağaçlar varsa hamak yapmaya izin veriyorlar.
  • Gazete, dondurma, sakız gibi bir büfede satılan şeylerin olduğu küçük bir market var.
  • Sırma Su burada fabrika kurmuş. Suyun lezzeti güzel. Mataralarınıza dönüş yolu için su doldurmayı unutmayın.
  • Yine güneşli günler için çocuklara koruyucu krem veya şapka gerekebilir. Çünkü çocuk parkı bölümünde hiç ağaç yoook :(( (Böylesine yeşil olan bir yerde parkı neden bu kadar çıplak bıraktılar anlayamadım ???)
  • İsterseniz tesis konaklama imkanı da sağlıyor. Ancak ben girip görmedim. Ilgili fotoları buradan görüp kendiniz karar verebilirsiniz.
Ulaşım

Özel araba: Tem yoluyla paralı İzmit yoluna girin. Sapanca kavşağından gişelerden geçin. Sola dönün ve ilk soldan içeri girin. Yolun üzerinde birçok piknik alanı ve piknik-restaurant tarzı yerler göreceksiniz. Bahsettiğim tesis yolun en sonunda kalıyor. ( 5 km içeride yolun sonunda)
Park: Tesisin büyük otopark alanı var ve ücretsiz.

Adres: Mahmudiye Dere içi Mevkii Sapanca/ Sakarya
Tel:      0264 582 6420

Mavinin yerini yeşil ile derinleştiren derenin etrafında çocuklarla gezerken bolca fotoğraf çekmeyi unutmayın ;)).


..tamamı »

6 Haziran 2014 Cuma

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Çocuklar Hayvanat Bahçesinde- Faruk Yalçın Zoo



Yıl 1984 ya da 1985, yaz mevsimi, Gülhane Parkı'ndayız....O devasa boynuyla önüme kadar eğilmiş zürafaya ağaç kabukları yediriyorum...Ağzını uzattığında bir yandan korkar, diğer yandan da onu besleme telaşıyla en yakındaki ağacı nasıl tırtıkladığımı bir ben birde yanımdaki kuzenlerim bilir ;))) Maymunlara da fıstık atıyor muyduk??
Eh tabi dedemle parka gitmenin çok büyük bir artısı vardı. + Özgüür olabildiğinceee!!

Fransız lavantası
Benim gibi Gülhane'deki hayvanat bahçesini ziyaret eden kaç kişi var aramızda?
Öyleyse Merhaba mutlu topluluk!! Vahşi hayvanlarla tanıştığımız o ilk yeri hatırlar mısınız?

Şimdi bende çocuklarımla bunu yaşamak istedim. Aradım, taradım, inceledim...Sonunda en kapsamlı ve çocukla rahat gezilecek yerin "Faruk Yalçın Zoo" (Hayvanat Bahçesi) olduğuna karar verdim.

Bir pazar günü yola çıktık. Tem bağlantısı ve Gebze yollarında sabahın erken saatlerinde ilerledik. Darıca'ya gelince yol boyunca "Faruk Yalçın Zoo" tabelalarını takip ederek hayvanat bahçesini bulduk.
Gişeden haritayı alarak sağdan itibaren hayvanları görmeye ve bilgilerini okumaya başladık. Burası ayrıca bir botanik bahçesi. Her köşede farklı bir çiçek yada ağaç var ve bunların da bilgileri yazılı.  Bu arada çocuklarımda heyecan dorukta..Her farklı hayvanı görünce birbirlerine bağırıp "a bak burada ne varmışş, Madagaskar'da gördüğümüz şu hayvanlardan var Ecee" diyen oğlumun mutluluğunu hiç unutmayacağım.

halka kuyruklu koati

Hayvanat bahçesine emeği geçen Faruk Yalçın kimdir?

Türkiye'nin önde gelen iş adamlarından, 'Nato müteahhidi' olarak tanınan Faruk Yalçın doğa ve hayvanseverliğiyle ün yapmış. 1993'te doğa ve hayvan tutkusunu toplumla paylaşmak amacıyla Darıca'da Boğaziçi Hayvanat Bahçesini kurmuş. Zamanının büyük bölümünü burada geçiren Yalçın, ayrıca evinde de Koi balıkları yetiştirmiş ve bitki-hayvan bakımı üzerine 21 kitap yazmıştır.

pelikan sürüsü

Faruk Yalçın, başlangıçta bu parkı 'Kuş Cenneti' olarak düşünmüş. Üç yıl sonra, 1993'te, 80.000m2 alan üzerine botanik park ve kuş cenneti olarak geliştirmeye devam etmiş. 1995 yılında ise akvaryum tesisi, tropik bölge, bir fil grubu ve değişik türlerde hayvanlar eklenerek park zenginleştirilmiştir. Parka ayrıca Paris'ten ithal edilen bir ayı (Yumoş isminde) ile daha da renklilik arttırılmış. Bundan sonraki dönemlerde farklı bölgelerden gelen hayvan çeşitleri ile park sürekli canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Mesela kırmızı panda gelecekmişş...Böyle bir haberi size buradan vermek istedim. Oğlum her hafta interneti açıp, heyecanla gelip gelmediğini kontrol ediyor..Bi gelse uçarak gideceğiz görmeye ;))

siyah beyaz yakalı lemur
Hayvanat Bahçesinde 250 ayrı türde hayvan bulunmaktadır. Gezerken sayma imkanınız olmayacak ama 3000'e yakın hayvan nüfüsunu göreceksiniz.  Parkta 600'ü aşkın bitki türünün arasında dolaşırken % 70'inin egzotik iklime ait olduğunu fark etmenizi tavsiye ederim. Ayrıca nesli tükenen hayvanları da görme şansını bulacaksınız.
Bu park İstanbul ve Kocaeli'nin tek hayvanat bahçesidir. Ülkemizde en çok hayvan türününün yaşadığı ve hayvan hastanesi barındıran tek parktır.


Hayvanat Bahçesiyle ilgili notlarım
  • Hayvanat Bahçesi, bölüm bölüm organize edilmiş, bu sebeple merak ettiğiniz hayvanlara öncelik vererek gezebilirsiniz. İsterseniz haritayı önceden bastırıp, park öncesi bir plan yapabilirsiniz.
  • Çocuklar ve hayvanların güvenliği iyi düşünülmüş ve tedbirler geliştirilmiş.
  • Bebek pusetiyle çok rahat gezebilirsiniz.
  • Parkta farklı noktalarda büfeler var. Buralardan yiyecek, içecek temin edip biraz soluklanabilirsiniz.
  • Bahçedeki gezi 3 saatten önce bitmiyor. Yazın giderseniz mutlaka çocuklara şapka ve güneş koruyucu alın.
  • Tuvaletler sabah saatlerinde temizdi. Ancak öğlene doğru ziyaretçi sayısının artmasıyla malum... :((. Bu nedenle ıslak mendilin gücünü yanınızda bulundurun. Emzirme odası aramayın, yok...
  • Çocuk oyun parkından bir süre uzakta durmanızda yarar var. Çünkü çocuklar burayı görünce bahçeyi gezmekten vazgeçebilirler. (Çoook eğlenceli bir park, tavsiye ederim...gezdikten sonra uğrayın!)
  • Arabayla giderseniz ara sokaklara park edebilirsiniz. Eğer yer kalmamışsa, hayvanat bahçesinin kendi otoparkı mevcut ( Süresiz 3 TL). Ana giriş kapısının biraz ilerisinde karşı tarafta göreceksiniz. Yine dolu ise ara sokaklarda başka otoparklar var. ( Genellikle süresiz 7 TL)
  • Okullara yönelik eğitimleri var. Bunun için önceden görüşmek gerekiyor.

oklu kirpi

Ziyaret saatleri ve ücretler

Yılın 365 günü açık olan park 8:30- 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Ücretler

0-4 yaş: ücretsiz
Öğrenci: 15 TL
Yetişkin: 20 TL
65 yaş ve üzeri: 10 TL

Burada museum pass veya müzekart indirimi geçmektedir.

gözlüklü penguen
Ulaşım

Özel araç

Tem'den Şekerpınar çıkışından Bayramoğlu'na çıkın. McDonald's'ı solunuzda gördükten sonra hayvanat bahçesinin yolunu gösteren tabelaları takip ederek Hayvanat Bahçesine ulaşabilirsiniz.

E-5 yolundan gelirseniz; Çayırova'yı geçince Darıca sapağından sağa gireceksiniz ve yine McDonald's'ın arkasından yol üzerinde hayvanat bahçesini gösteren tabelalar ile ulaşımı sağlayabilirsiniz.

ana girişi

Toplu Taşıma

Tren: Gebze- Haydarpaşa tren hattında yenileme çalışmaları olması sebebiyle bu hattı kullanamayabilirsiniz. (Haziran 2013'te başlayan çalışma 2 yıl içinde bitmesi planlanıyor)

Dolmuş: Harem-Gebze minibüslerine binip, Çayıroğlu McDonald'sta inin. Darıca'ya giden 501 no'lu otobüslere binerek, hayvanat bahçesinin önündeki durakta inebilirsiniz.

Kocaeli'den gelecek olanlar: Otogar veya E-5 üzerinden 400 no'lu otobüslere binerek hayvanat bahçesine ulaşabilirsiniz.

karakulak (soyu tükenen hayvanlardan)

Adres: Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi
           Tuzla cad. No: 15
           (297)- 41700 Darıca

Telefon: 212 265 9965

uyarı levhası
Güzel bir uyarı değil mi? Ziyaretiniz esnasında birçok insanın hayvanlara yem vermeye çalıştığını göreceksiniz. Evet hepimiz bundan zevk duyarız. Onları beslemek, sevmek. :)) Ancak bu noktada onların sağlığını öncelikli olarak düşünmememiz gerekiyor. Bu sebeple etraftaki levhaları sürekli gözettim ve çocuklarıma anlattım. Çıkışta onlara bir miktar para verdim ve yem giderlerine katkı sağlamak amacıyla gişe bölümüne yolladım.

pelikan sürüsü


Çok konuda yurt dışındaki hayvanat bahçelerini aratmayan ve bu parkı İstanbul ve Kocaeli halkının ziyaretine sunan Faruk Yalçın Zoo sahibi ve çalışanlarına, çalışmalarından dolayı teşekkür ederim. Biz güzel bir zaman geçirdik. Çocuklar hayvanları doğal ortamlarında gördü ve izlediler. 
Tabi gönül isterdi ki, yaratılan bu ortamda arka karede çarpık kentleşmeye ait binalar yükselmese :(( . Ancak bahçe sınırları boyunca yapılacak bir botanik çalışma ile bu gibi görüntü kirliliğinin engellenebileceği fikrindeyim ;)


Yıl 2014 çocuklarla hayvanat bahçesine gidildi... 1985-90 yıllarının hayvanat bahçesi ile karşılaştırdığımda, artık hayvanların kendi doğal ortamlarına yakın çevrede yaşadıklarını görmek beni mutlu etti. Çoğunluğunun geniş alanlarda ve telsiz bir çevrede yaşamalarını keyifle oturup seyrettik. Çocuklarım için çoğu bilgi pekişti ve kırmızı panda için yapılacak ikinci seferin planları yapıldı. 
Kırmızıııı pandaa nerdesinn?? Elma dersem çıık, armut dersem çıkmaaa ;)))

ooops bu Yumoş ayıcık, sana çık demedim ki ;))


..tamamı »

9 Mayıs 2014 Cuma

Share to Facebook Share to Twitter Share on Google Plus
Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya- Sakıp Sabancı Müzesi'nde


2014 yılı Polonya-Türkiye diplomatik ve kültürel ilişkilerinin 600. yıl dönümü olarak kutlanıyor. Dile kolay 600 yıl!! işte bu kadar zamandır ticaret ve eğitim gibi bir çok konuda yakın ama mesafede uzak iki komşu olmuşuz Polonya'yla. 

Bu yıl dönümü sebebiyle hem Polonya'da hem de Türkiye'de yürütülen kültür programı çerçevesinde önümüzdeki günlerde ve yıl sonuna kadar İstanbul, Mardin, Bursa, İzmir ve Ankara'da gerçekleşecek olan bazı faaliyetleri araştırdım, bulabildiklerim şöyle oldu;
  • Sakıp Sabancı Müzesi'nde, 8 Mayıs- 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında Polonya'nın dünyaca ünlü yönetmenlerine ait "film gösterileri", 
  • "Polonya'da Ses Manzaraları" başlığı altında dört günlük İTÜ'de gerçekleşecek performanslar, 
  • 7 Mart-15 Haziran 2014 tarihleri arasında Sabancı Müzesinde gösterilecek olan "Uzak Komşu Yakın Anılar" sergisi, 
  • 2 Mayıs- 5 Haziran 2014 tarihleri arasında  Kuad Galerisinde "Kopuşlar ve Kavuşmalar" adlı karma sergi,
  • İstanbul Tanpınar Edebiyet Ödülleri kapsamında yine Polonyalı yazarlarla çeşitli okul ve Atatürk Kütüphanesinde "söyleşi ve atölye",
  • "Polonya afişleri" Galeri Salt Beyoğlu ve Ankara Bilkent Üniversitesi'nde sergileniyor
  • Bursa Sanayi Müzesi'nde 10 Mayıs 2014 tarihinde "Türk Örgüler- Varşova Güzel Sanatlar Üniversitesinin Kumaşları" adı altında bir proje gerçekleştiriliyor.
Bunlar ve benzeri diğer etkinlikleri, aşağıdaki linki tıklayarak daha detaylı bulabilirsiniz; 
Müzedeki döküm at heykellerinden bir tanesi ve manzaraya bakış

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), eski adıyla "Atlı Köşk" olarak bilinen ve Emirgan'da yer alan Sakıp Sabancı Üniversitesi'ne ait bir müzedir. Uluslararası geçici sergileri, örnek eğitim programları, yapılan çeşitli konser ve seminerleri ile çok yönlü bir müzecilik anlayışında olan müzenin İstanbul'a başka bir tat getirmiş olduğunu buradan ifade etmek isterim.
Tatilde çocuklarla gidilecek yerler listeme Sakıp Sabancı Müzesi'nide almıştım. 23 Nisan ve TEOG sınavları sebebiyle hafta içinde dört günlük bir ara bulduk!! (Bu tabi gidilecek yerlere olan araç ve insan trafiğini azaltan güzel bir etmen oldu.)

Bursa'da dokunmuş ve Polonya'ya gönderilmiş duvar halısı
SSM'de sürekli olan bazı sergilerin yanı sıra Polonya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkileri tarihsel sırayla konu alan ve bunun çeşitli alanlardaki etkilerini gösteren "Uzak Komşu Yakın Anılar Polonya" sergisini çocuklarım ve arkadaş ailelerle beraber gezdik. 
Açıkçası bu kadar yakın ilişkilerde olduğumuzu farkında olmayan, ama Polonezköy'e de gidip gelen, ben, müze sayesinde iki apayrı kültürün barış içerisinde uzun yıllar yaşamış olduklarını anladım. Askeri çatışmalardan uzak gelişen toplumsal etkileşimin, hem ticaret hem eğitim ve hem de kültüre olan etkisini müzede sergilenen birçok şeyde görebiliyorsunuz. Buna en çarpıcı örnek, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Polonyalı rahipler için Bursa'da hazırlanan kolsuz ayin cüppeleri. O kadar güzel hazırlanmış nakşedilmişler ki...paha biçilmezler..

Bursa'da dokunmuş ve Polonyalı rahipler için hazırlanmış ayin cüppeleri

Ve ilişkiler konusunda başka çarpıcı örnekte buradan zamanında gelin almışız mesela, nasıl mı?
Muhteşem Yüzyılı seyreden kaç kişiyiz? Hürrem Sultanı merakla takip edenler kaç kişi? Peki aklımızda canlandırdığımız Hürrem nasıl?
Bütün bunları neden mi soruyorum? Ben gördüm!!! Hem de SSM'de büyük bir tablosu var. Hürrem Sultan'ın anladığım kadarıyla geldiği soyun Lehlerden olduğu düşünülüyor. O sebeple Polonya ilişkileri kapsamında ona ait bir tablo sergide yerini almış. Merak edenler için işte size bu tablonun fotoğrafı ;)) Artık yorumlarda sizden olsun lütfen......(Laf aramızda bende hayal kırıklığı oldu, ama vayyy vay demedim değil hani)

Hürrem Sultan
Müzenin girişinde sağda açık bir seminer alanı var. Burada filmler seyrediliyor. Çocuklarla beraber Polonya'nın nasıl kurulduğu, tarih boyunca nasıl geliştiği, savaşlarla nasıl değişiklikler yaşadığı ve ekonomik büyümeyle modern Polonya'ya dönüşünü destansı bir şekilde anlatan çizgi filmi seyrettik. Böylece çocuklar müzede neyi gezeceklerini aşağı yukarı anlamış oldular.

Duvar halıları
Rahip pelerinleri
Gezimizin ardından, müzenin bahçesine çıktığımızda muhteşem boğaz manzarası bizleri karşıladı. Öylesine güzel bir botanik bahçe ki.... Her yerde farklı ağaç ve çiçekler mevcut. En önemlisi bunların çoğunluğunun önünde bilgilerinin olmaları. Çocuklarla beraber bu yazıları da okumayı ihmal etmedik. (Çoğunluğu Latince lütfen okutun, iyi pratik sağlıyor ;) )

Burada uluslararası sergilenen koleksiyonlar dışında mobilya ve dekoratif eserler koleksiyonunu, at heykellerini ve ilgi duyarsanız hat ve kitap sanatına dair belgeleri inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Anish Kapoor İstanbul'da, Geçmişten Günümüze Yelpaze, Empresyonizmin yaratıcısı Monet, Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde Rembrandt ve Çağdaşları, Heykelin büyük ustası Rodin, Abidin Dino ve başka birçok ünlü sanatçıya ait eserlerde burada belirli dönem aralıklarında sergilenmiş. Bunlardan bazılarını gidip ziyaret etme şansım olmuştu. Yazıma birkaç fotoğrafı da o sergilerden ekliyorum.

Anish Kapoor'dan

Anish Kapoor'dan duvardaki yarık

Anish Kapoor
Annenin gözünden Sakıp Sabancı Müzesi ile ilgili notlar;
  • Mutlaka çocuklarla gidin. Girişte 14 yaşa kadar olan çocuklara refakat eden kişiden de ücret alınmıyor!
  • Bebekli ve pusetli anneler sizde gezebilirsiniz. Müzenin içinde asansör var. Ancak müzenin bahçesinden yukarıya çıkış için biraz yokuşlu bir yolu takip edeceksiniz. (Ya da müzeye kestirme olan merdivenleri teker teker çıkmak lazım)
  • Çocuklar genel olarak sıkılmıyorlar ama oldu ya hani çocuk işte....Müzenin bahçesinde oynayabilir.Trafiğe kapalı.
  • Çocuklar için hafta içi ve sonunda eğitim atölyeleri mevcut. Bunlar için mutlaka önceden rezervasyon yaptırın, bunun için linki tıklayın ; http://muze.sabanciuniv.edu/tr/sayfa/egitim-programlari
  • Mutlaka içecek vb..yanınızda bulundurun.
  • Tuvalet var. Emzirme odası gibi bir yer yok. Bez değiştirme ünitesi bayanlar tuvaletinde mevcut.
  • Burada yemek alternatifi pek yok. Bir adet restoran var ama biraz pahalı kaçmışlar. 
  • Müzeden çıkışta sağ kolda güzel çay bahçeleri var, buraları tavsiye ederim. Şöyle manzaraya karşı çayınızı yudumlayıp soluklanırsınız. Çocukların yiyebileceği bir çok alternatif de mevcut. 
  • Unutmayın! Özel araçla Emirgan'a gelirseniz ya İsparklı yerlere ya da valelere aracınızı bırakın. Ara sokaklardan çekmiyorlar ama cadde üzerine bırakılmış tüm araçların çekildiğine şahit oldum ;)) Ayrıca müzenin sahilden girişte solda küçük bir otoparkı mevcut.

Hat Sanatları sergisinden
Ulaşım

Özel araç: Maslak yönünden gelirken İstinye'ye doğru dönün. Buradan itibaren 3 trafik ışığından ve Emirgan okunu da gördükten sonra sağdan sahil boyunca takip edin. Müzeyi sağınızda göreceksiniz.

Otopark: İçeriye arabayla girip, solda kalan otoparka rahatlıkla park edebilirsiniz. Yer bulamazsanız, sahil boyunca olan İsparkları da kullanabilirsiniz.

Toplu taşıma

Metro: İTÜ Ayazağa durağında indikten sonra Emirgan yönüne giden otobüs ve minibüslere binin. Emirgan durağında veya müzeye yakın bir yerde inin.

Otobüs:
Taksim, Kabataş, Beşiktaş ve Sarıyer yönünden binebileceğiniz otobüs no'ları;
42T Bahçeköy- Taksim
22RE FSM-Kabataş
22 İstinye-Kabataş
40T İstinye- Taksim
40 Rumelifeneri- Taksim
25E Sarıyer- Kabataş
40B Sarıyer- Beşiktaş

Vapur: Emirgan'a direk gelen bazı boğaz turları olduğu gibi, Anadolu yakasından Kabataş ya da Beşiktaş'a da geçip Emirgan'a giden otobüslere aktarma yaparak rahatlıkla müzeye ulaşabilirsiniz. Vapur seferleri için; http://sehirhatlari.com.tr/tr/seferler/cengelkoy-istinye-368.html linkini tıklayarak size uygun saat ve hattı bulabilirsiniz.

Hat Sanatları sergisinden

Ziyaret saatleri ve ücretler:

Salı, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar: 10:00-18:00
Çarşamba: 10:00-20:00
Pazar müze kapalı.

Tam bilet: 15 TL
İndirimli bilet: 8 TL
14 yaş ve altı çocuklarla refakatçi ücretsiz
60 yaş ve üzeri ücretsiz
Müze kart kullananlar ise indirimli bilet ücretinden (8 TL) giriş yapabilirler.

Adres: Sakıp Sabancı cad. No:42
            Emirgan/İstanbul

Tel:     212 277 2200

Anish Kapoor'dan ayna (ince gösteriyoooo ;))  )

..tamamı »

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Back To Top